Trafik kazaları yalnızca araçlar arasında maddi hasara yol açmakla sınırlı kalmayabilir; bazı kazalar kamuya ait mal ve hizmetlere zarar verilmesi sonucunu da doğurabilir. Belediyelere ait trafik levhaları, bariyerler, refüjler, aydınlatma direkleri, sinyalizasyon sistemleri, otobüs durakları, kamu binalarının çevre duvarları veya altyapı unsurları bu kapsama girer. Bu tür zararlar uygulamada “kamu zararı” olarak adlandırılır. Kamu zararına sebep olan kazalarda, zarar gören taraf bir özel kişi değil, kamu tüzel kişiliği olduğu için sigorta ödemelerinin kapsamı ve yöntemi hakkında ciddi tereddütler yaşanabilmektedir. Özellikle trafik sigortasının kamu zararlarını karşılayıp karşılamadığı, ödeme limitlerinin ne olduğu ve kusur oranlarının bu sürece nasıl etki ettiği, değer kaybı taleplerinden farklı bir değerlendirme gerektirdiğinden, hem sürücüler hem de sigorta şirketleri açısından önem taşır.

Zorunlu trafik sigortası, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına alır. Kamu tüzel kişileri de hukuk düzeninde “üçüncü kişi” sayıldığından, trafik kazası sonucunda kamuya ait bir mala zarar verilmesi halinde, bu zarar kural olarak trafik sigortası teminatı kapsamına girer. Ancak kamu zararının niteliği, kapsamı ve tespit yöntemi, özel kişilere verilen zararlara göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle sigorta şirketlerinin ödeme süreci, belge ve değerlendirme bakımından daha detaylı ilerler.
Kamu Zararında Trafik Sigortasının Sorumluluğu Nedir?
Trafik sigortasının temel sorumluluğu, işletenin kusuruyla üçüncü kişilere verdiği maddi zararları karşılamaktır. Kamu tüzel kişileri de üçüncü kişi sayıldığından, belediye, karayolları genel müdürlüğü, il özel idaresi veya diğer kamu kurumlarına ait taşınır ve taşınmaz mallara verilen zararlar bu kapsamda değerlendirilir. Örneğin bir aracın kontrolden çıkarak belediyeye ait aydınlatma direğine çarpması, refüje zarar vermesi veya trafik levhasını devirmesi halinde, ortaya çıkan maddi zarar trafik sigortası kapsamında talep edilebilir.
Sigorta şirketi, kamu zararını ödemeden önce zararın gerçekten meydana gelip gelmediğini, zararın kazayla illiyet bağının bulunup bulunmadığını ve sürücünün kusur oranını inceler. Kamu zararları genellikle ilgili kamu kurumu tarafından hazırlanan hasar tespit tutanağı ve fatura ile belgelendirilir. Bu belgeler doğrultusunda sigorta şirketi, zararın sigorta teminatı kapsamında olup olmadığını değerlendirir. Burada önemli bir husus, kamu zararının “doğrudan maddi zarar” olmasıdır. Kamu kurumlarının idari para cezaları, gecikme faizleri veya yaptırım niteliğindeki talepleri trafik sigortası kapsamına girmez. Sigorta yalnızca kazayla doğrudan bağlantılı onarım ve yeniden yapım masraflarını karşılar. Bu nedenle kamu zararına ilişkin talebin, salt zarar kalemleriyle sınırlı olması gerekir.
Kamuya Verilen Zarar Sigorta Limitlerini Aşarsa Ne Olur?
Trafik sigortası, her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen teminat limitleriyle sınırlıdır. Kamuya verilen zarar da bu limitler çerçevesinde karşılanır. Eğer kazada oluşan kamu zararı, ilgili yıl için belirlenen maddi zarar teminat limitini aşarsa, sigorta şirketi yalnızca limit dahilindeki kısmı öder. Limitin üzerinde kalan zarar ise kusurlu sürücüden veya araç işleteninden doğrudan talep edilir.
Uygulamada özellikle büyük altyapı hasarlarında bu durum sıkça yaşanır. Örneğin bir kazada köprü korkuluklarının, sinyalizasyon sistemlerinin veya uzun bir refüj hattının zarar görmesi halinde ortaya çıkan maliyet, sigorta limitlerini aşabilir. Bu durumda kamu kurumu, sigorta şirketinden limit dahilindeki bedeli tahsil ettikten sonra kalan kısım için kusurlu sürücüye rücu edebilir. Kusurlu sürücünün bu bedeli ödememesi halinde kamu kurumu tarafından idari takip veya icra süreci başlatılabilir. Bu nedenle sigorta limitlerinin aşılması halinde sürücünün şahsi sorumluluğu devreye girer. Bu durum, trafik sigortasının sınırsız bir koruma sağlamadığını ve limitlerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Sigorta Şirketi Kamu Zararı Ödemesini Hangi Belgelerle Yapar?
Sigorta şirketleri kamu zararına ilişkin ödeme yapabilmek için belirli belgelerin ibraz edilmesini şart koşar. Bu belgelerin başında kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı veya polis raporu gelir. Kamu zararının hangi araç tarafından, hangi tarihte ve nasıl meydana geldiğinin net şekilde ortaya konması gerekir. Ayrıca ilgili kamu kurumunun düzenlediği hasar tespit tutanağı, zarar kalemlerini ve hasarın kapsamını ayrıntılı biçimde göstermelidir.
Hasarın onarımı veya yeniden yapımı sonrasında düzenlenen fatura da ödeme sürecinde temel belgedir. Sigorta şirketleri genellikle fatura olmadan ödeme yapmaz; çünkü zararın gerçek maliyetinin belgelendirilmesi gerekir. Bazı durumlarda keşif raporu veya bilirkişi raporu da talep edilebilir. Özellikle yüksek bedelli kamu zararlarında sigorta şirketi kendi eksperini görevlendirerek hasarı yerinde inceleyebilir. Kamu kurumunun sigorta şirketine yazılı talepte bulunması ve zararın hangi poliçe kapsamında talep edildiğini belirtmesi de önemlidir. Belgelerin eksik olması halinde ödeme süreci uzar veya talep reddedilebilir. Bu nedenle kamu zararına ilişkin başvuruların usulüne uygun ve eksiksiz yapılması gerekir.
Kamu Zararında Kusur Oranı Sigorta Ödemesini Nasıl Etkiler?
Kusur oranı, kamu zararına ilişkin sigorta ödemesinin belirlenmesinde belirleyici unsurlardan biridir. Trafik kazasında sürücünün kusur oranı ne kadar yüksekse, sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğü de o oranda şekillenir. Eğer sürücü kazada tam kusurluysa, kamu zararının tamamı sigorta teminatı dahilinde değerlendirilir. Kısmi kusur halinde ise sigorta şirketi yalnızca kusur oranına isabet eden kısmı öder.
Örneğin sürücünün yüzde elli kusurlu olduğu bir kazada, kamuya verilen zarar da bu oran üzerinden değerlendirilir. Sigorta şirketi yalnızca sürücünün kusuru oranında ödeme yapar; kalan kısım için diğer kusurlu taraflar veya işletenler sorumlu olur. Bu nedenle kusur tespiti, kamu zararına ilişkin sigorta ödemelerinde kritik rol oynar. Kusur oranı genellikle kaza tespit tutanağı, polis raporu ve sigorta şirketlerinin ortak kusur değerlendirme sistemi üzerinden belirlenir. Kamu kurumları kusur tespitine itiraz edebilir ve bu itirazlar Sigorta Tahkim Komisyonu veya mahkemeler nezdinde değerlendirilebilir. Kusur oranının değişmesi halinde sigorta ödeme miktarı da yeniden hesaplanır.