Nafaka yükümlülüğü, mahkeme kararıyla doğan ve yerine getirilmesi zorunlu olan bir edimdir. Bu yükümlülük genellikle çekişmeli boşanma davaları sürecinde karşımıza çıkar ve tarafların maddi durumuna göre şekillenir. Türk Medeni Kanunu kapsamında hükmedilen nafakalar; iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve tedbir nafakası gibi türlere ayrılır. Bu nafakaların ortak özelliği, muhatabının temel yaşam giderlerini karşılamaya yönelik olmasıdır. Bu nedenle nafaka borcu, hukuk sistemimizde sıradan bir borç olarak değil, sosyal devlet ilkesinin bir yansıması olarak değerlendirilir.
Nafaka yükümlülüğünün ihlali, sadece iki taraf arasındaki bir uyuşmazlık olarak görülmez. Nafaka alacaklısının çoğu zaman ekonomik olarak korunmaya muhtaç olması, bu borcun ödenmemesini daha ağır sonuçlara bağlamıştır. Nafaka ödemeyen borçlu, hem icra hukuku hem de ceza hukuku boyutuyla karşı karşıya kalabilir. Özellikle uzun süreli ve kasıtlı ödeme yapmama hâllerinde, borçlu açısından ciddi yaptırımlar gündeme gelir.
Mahkeme kararına rağmen nafaka ödememek, hukuki anlamda “karara aykırılık” niteliği taşır. Bu durum, borçlunun iyi niyet iddialarını zayıflatır. İşsiz kalma, gelir kaybı gibi nedenler bazı durumlarda dikkate alınsa da, nafakanın tamamen ve süresiz şekilde ödenmemesi çoğu zaman yaptırıma bağlanır. Bu nedenle nafaka yükümlülüğünün ihlal edilmesi, ileride telafisi zor sonuçlara yol açabilir.

Nafaka Borcu Ödenmezse Hapis Cezası Uygulanır mı?
Nafaka borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanan hapis cezası, klasik anlamda bir ceza değildir. Bu yaptırım, tazyik hapsi olarak adlandırılır ve amacı borçluyu cezalandırmak değil, borcun ödenmesini sağlamaktır. İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca, nafaka borcunu ödemeyen borçlu hakkında üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir.
Tazyik hapsinin en önemli özelliği, borcun ödenmesiyle birlikte kendiliğinden sona ermesidir. Borçlu cezaevindeyken dahi nafaka borcunu ödediği takdirde tahliye edilir. Bu yönüyle tazyik hapsi, “zorlayıcı” bir hukuki mekanizmadır. Ancak bu yaptırımın uygulanabilmesi için bazı şartların oluşması gerekir. Öncelikle nafaka alacaklısının ilamlı icra takibi başlatması ve borçlunun ödeme emrine rağmen borcu ödememesi gerekir.
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir hata, nafaka borcunun her zaman otomatik olarak hapis cezasına yol açacağı düşüncesidir. Oysa mahkeme, borçlunun ödeme gücünü, kasıtlı davranıp davranmadığını ve borcun hangi döneme ait olduğunu değerlendirir. Birikmiş nafaka borçları ile henüz muaccel olmayan nafaka alacakları arasında da hukuki farklar bulunmaktadır. Bu nedenle her somut olayda, ceza tehdidinin koşulları ayrıca değerlendirilir.

Nafaka Alacaklısı Hangi Yollarla Tahsilat Yapabilir?
Nafaka alacaklısının elindeki en güçlü araç, ilamlı icra takibi yoludur. Nafaka, mahkeme kararıyla hükmedildiği için alacaklı doğrudan icra dairesine başvurabilir. İcra takibi başlatıldığında borçluya ödeme emri gönderilir ve yasal süre içinde borcun ödenmesi istenir. Ödeme yapılmaması hâlinde haciz aşamasına geçilir.
Nafaka alacakları bakımından maaş haczi son derece etkili bir yöntemdir. Borçlunun çalıştığı iş yerinden maaşına haciz konulabilir ve nafaka alacağı her ay düzenli olarak tahsil edilebilir. Emekli maaşları için genel olarak haciz yasağı bulunsa da, nafaka alacakları bu yasağın istisnasıdır. Yani emekli maaşından da nafaka kesintisi yapılabilir.
Bunun dışında nafaka alacaklısı, borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına haciz koydurabilir, banka hesaplarını bloke ettirebilir ve borçlunun mal beyanında bulunmasını talep edebilir. Mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında ayrıca hapis cezası gündeme gelebilir. Tüm bu yollar, nafaka alacaklarının korunmasına verilen önemi açıkça ortaya koymaktadır.
Nafaka Cezasına İtiraz Etme Süreci Nasıl İşler?
Nafaka borcu nedeniyle verilen tazyik hapsi kararına karşı borçlunun itiraz hakkı bulunmaktadır. Bu itiraz, kararı veren icra ceza mahkemesine yapılır ve kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde kullanılmalıdır. Süresi içinde yapılmayan itirazlar dikkate alınmaz ve karar kesinleşir.
İtiraz gerekçeleri sınırlıdır. Borcun tamamen ya da kısmen ödendiği, nafaka kararının kaldırıldığı veya nafaka yükümlülüğünün sona erdiği gibi durumlar ispatlanabilirse itiraz kabul edilebilir. Ancak “maddi durumum yok”, “işsizim” gibi soyut savunmalar genellikle yeterli görülmez. Çünkü mahkemeler, nafaka borcunun temel yaşam giderlerine ilişkin olduğunu kabul eder.
Bazı durumlarda borçlu, nafakanın kaldırılması veya azaltılması için ayrıca nafakanın uyarlanması ya da kaldırılması davası açabilir. Ancak bu dava sonuçlanana kadar mevcut nafaka kararı geçerliliğini korur. Yani borçlu, dava açmış olsa dahi nafakayı ödemeye devam etmek zorundadır. Aksi hâlde tazyik hapsi riski ortadan kalkmaz.