Elektrikli bisikletlerin şehir içi ulaşımda yaygınlaşmasıyla birlikte bu araçların karıştığı trafik kazaları da belirgin biçimde artmıştır. Elektrikli bisikletler, klasik bisikletlerden farklı olarak motor gücü, batarya sistemi ve elektronik aksam içermeleri nedeniyle kaza sonrası ortaya çıkan zararların niteliği bakımından ayrı bir değerlendirmeyi gerektirir. Özellikle kaza sonrası onarım yapılsa dahi aracın ikinci el piyasa değerinde meydana gelen düşüş, elektrikli bisiklet değer kaybı kavramını gündeme getirmektedir. Uygulamada en çok merak edilen husus ise elektrikli bisiklet kazasında değer kaybı tazminatı alınıp alınamayacağıdır.
Değer kaybı, bir aracın kaza geçirip onarılmasından sonra, hasar geçmişi nedeniyle piyasa değerinin kalıcı olarak azalması anlamına gelir. Bu kavram uzun yıllar motorlu taşıtlar için uygulanmış olsa da, son dönemde elektrikli bisikletler bakımından da tartışılmaya başlanmıştır. Elektrikli bisikletlerin teknik yapısı, batarya ömrü, motor performansı ve yazılım sistemleri, hasar sonrası değer üzerinde doğrudan etki yaratmaktadır. Özellikle batarya hasarı, şasi eğilmesi veya elektronik kontrol ünitelerinde yapılan müdahaleler, elektrikli bisikletin ikinci el değerini ciddi ölçüde düşürebilmektedir.
Hukuki açıdan bakıldığında, değer kaybı tazminatı bir malvarlığı zararıdır ve bu zararın tazmini için aracın mutlaka otomobil veya motosiklet olması şart değildir. Önemli olan, kazaya bağlı olarak ekonomik değeri olan bir malda kalıcı bir değer azalmasının meydana gelmesidir. Bu nedenle elektrikli bisikletlerin de belirli şartlar altında değer kaybına uğraması mümkündür. Ancak bu talebin kabul edilebilmesi, elektrikli bisikletin hukuki statüsü, tescil durumu ve kazanın niteliğiyle yakından ilişkilidir.
Değer Kaybı Talebinde Elektrikli Bisikletin Tescilli Olması Gerekir Mi?
Elektrikli bisikletlerde değer kaybı talebinin önündeki en önemli tartışma noktası, bu araçların tescil zorunluluğu ve trafik hukuku içindeki konumudur. Mevzuata göre belirli motor gücü ve hız sınırının altında kalan elektrikli bisikletler, klasik bisiklet statüsünde kabul edilmekte ve trafik tesciline tabi tutulmamaktadır. Buna karşılık belirli teknik özellikleri aşan, plaka ve tescil gerektiren elektrikli bisikletler ise motorlu araçlara daha yakın bir hukuki konuma sahiptir.
Tescilli elektrikli bisikletler bakımından değer kaybı talebi hukuken daha güçlü bir zemine oturur. Çünkü bu araçlar, trafik siciline kayıtlıdır, belirli teknik standartlara tabidir ve ikinci el piyasasında daha net bir alım-satım değerine sahiptir. Tescilli bir elektrikli bisikletin kazaya karışması halinde, kusurlu tarafın sorumluluğu kapsamında değer kaybı talep edilmesi mümkündür. Özellikle karşı tarafın motorlu aracıyla gerçekleşen kazalarda, kusur tespiti yapıldıktan sonra tazminat talepleri gündeme gelebilir. Tescilsiz elektrikli bisikletler açısından durum daha karmaşıktır. Bu tür araçlar bakımından trafik sigortası sistemi doğrudan devreye girmeyebilir. Ancak bu durum, değer kaybı talebinin tamamen imkânsız olduğu anlamına gelmez. Tescilsiz elektrikli bisikletler için değer kaybı, haksız fiil hükümleri çerçevesinde talep edilebilir. Kazaya sebep olan kişinin kusuru ispatlandığı takdirde, elektrikli bisiklette meydana gelen kalıcı değer azalması, genel tazminat hükümleri kapsamında talep edilebilir. Burada belirleyici olan, elektrikli bisikletin kaza öncesi ve sonrası ekonomik değerinin somut verilerle ortaya konulabilmesidir.
Elektrikli Bisikletlerde Kaza Tespiti Nasıl Yapılır ve Hangi Belgeler Gerekir?
Elektrikli bisiklet kazalarında değer kaybı talebinin en kritik aşamalarından biri, kaza tespiti ve belgelendirme sürecidir. Motorlu taşıt kazalarından farklı olarak, elektrikli bisiklet kazalarında standart kaza tespit tutanağı her zaman düzenlenmeyebilir. Özellikle bisiklet-bisiklet veya bisiklet-yaya kazalarında olay çoğu zaman resmi kayda alınmadan sonuçlanmaktadır. Bu durum, ileride yapılacak tazminat taleplerini zorlaştırabilir.
Değer kaybı talebi açısından kazanın mutlaka belgelenmiş olması gerekir. Polis veya jandarma tarafından düzenlenen trafik kazası tutanağı, kusur tespitine ilişkin en güçlü belgedir. Eğer kaza resmi tutanakla kayıt altına alınmamışsa, olay yeri fotoğrafları, tanık beyanları, kamera kayıtları ve sağlık raporları büyük önem taşır. Özellikle şehir içi alanlarda bulunan MOBESE veya site kameraları, kazanın oluş şeklinin ispatında belirleyici rol oynayabilir.
Elektrikli bisikletin hasar durumunu gösteren teknik raporlar da değer kaybı talebi açısından gereklidir. Yetkili servis veya uzman bir teknik bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, hasar gören parçalar, onarım işlemleri ve bu işlemlerin aracın piyasa değerine etkisi ayrıntılı şekilde açıklanmalıdır. Batarya değişimi, motor onarımı veya elektronik sistemlere yapılan müdahaleler, değer kaybının temel unsurları arasında yer alır. Bu tür teknik detaylar ortaya konulmadan yapılan değer kaybı talepleri çoğu zaman soyut bulunmakta ve reddedilmektedir. Tescilli elektrikli bisikletlerde, ruhsat bilgileri, fatura ve ikinci el satış ilanları gibi belgeler de piyasa değerinin ispatında kullanılabilir. Tescilsiz elektrikli bisikletlerde ise fatura bedeli, benzer ürünlerin piyasa fiyatları ve kullanım durumu dikkate alınarak değer kaybı hesaplaması yapılır. Özellikle yüksek bedelli, profesyonel kullanım amaçlı elektrikli bisikletlerde, kaza sonrası oluşan değer kaybı ciddi tutarlara ulaşabilmektedir.
Elektrikli bisiklet kazalarında değer kaybı tazminatı, her ne kadar uygulamada henüz otomobil ve motosiklet kadar yerleşik olmasa da, hukuki altyapısı giderek güçlenen bir taleptir. Kaza tespitinin doğru yapılması, belgelerin eksiksiz toplanması ve teknik raporlarla desteklenmesi halinde, elektrikli bisikletler için de değer kaybı talebinin kabul edilmesi mümkündür. Bu alandaki uyuşmazlıkların artmasıyla birlikte, 2026 yılı itibarıyla elektrikli bisiklet değer kaybının sigorta ve yargı uygulamalarında daha görünür hale gelmesi beklenmektedir.