Yaralanmalı trafik kazaları, ceza hukuku bakımından her zaman aynı hukuki rejime tabi değildir. Kazanın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu ve özellikle mağdurun uğradığı zararın ağırlığı, ceza davasının seyrini doğrudan etkiler. Bu noktada en çok merak edilen hususlardan biri, mağdurun yaptığı şikâyeti sonradan geri almasının ceza davasına nasıl etki edeceğidir. Uygulamada “şikâyet geri alındıysa dava düşer” şeklinde yaygın bir kanaat bulunsa da, bu yaklaşım her yaralanmalı trafik kazası bakımından doğru değildir.
Ceza davasının akıbeti, suçun şikâyete bağlı olup olmamasına göre belirlenir. Bazı yaralama suçları mağdurun şikâyetine bağlı olarak soruşturulup kovuşturulurken, bazı durumlarda ise kamu davası niteliği ağır basar ve mağdurun iradesi davanın devamı açısından belirleyici olmaz. Bu nedenle yaralanmalı trafik kazalarında şikâyetin geri alınması, her olayda ceza davasının sona ereceği anlamına gelmez; somut olayın hukuki niteliği esas alınır.
Şikâyete Bağlı Yaralama Suçlarında Davanın Akıbeti
Türk Ceza Kanunu’na göre şikâyete bağlı yaralama suçlarında, soruşturma ve kovuşturma süreci mağdurun iradesine bağlı olarak yürütülür. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteki yaralanmalar bu kapsamdadır. Bu tür durumlarda mağdurun şikâyetten vazgeçmesi hâlinde ceza davası düşer veya soruşturma sona erer.Yaralanmalı trafik kazasında mağdurun uğradığı zarar bu düzeydeyse, savcılık soruşturması mağdurun şikâyeti üzerine başlatılır. Bu tür durumlarda, mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi hâlinde ceza davası düşer veya henüz dava açılmamışsa soruşturma sona erer. Bu, mağdurun iradesinin davanın kaderini doğrudan belirlediği istisnai durumlardan biridir.
Ancak şikâyetin geri alınabilmesi için bunun açık, iradi ve herhangi bir baskı altında olmadan yapılmış olması gerekir. Uygulamada, sigorta ödemeleri veya taraflar arasındaki uzlaşma görüşmeleri sonrasında yapılan şikâyet geri almaları sıkça görülür. Mahkemeler bu noktada, mağdurun beyanını serbest iradeyle verip vermediğini değerlendirir. Şikâyetin usulüne uygun şekilde geri alınması hâlinde, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilir veya dava düşer.

Şikâyetin Geri Alınmasının Soruşturma ve Kovuşturmaya Etkisi
Şikâyetin geri alınmasının etkisi, yargılamanın hangi aşamasında bulunulduğuna göre de farklılık gösterir. Soruşturma aşamasında yapılan şikâyet geri alma işlemi, savcılığın kamu davası açmasını engeller. Bu durumda dosya kapatılır ve ceza yargılaması hiç başlamamış olur. Kovuşturma aşamasında, yani dava açıldıktan sonra yapılan şikâyet geri alma ise mahkeme tarafından değerlendirilir ve suç şikâyete bağlıysa dava düşürülür.
Buna karşılık, suç şikâyete bağlı değilse, mağdurun şikâyetten vazgeçmesi soruşturma ve kovuşturmayı durdurmaz. Savcılık ve mahkeme, kamu düzenini ilgilendiren suçlarda mağdurun iradesinden bağımsız olarak yargılamaya devam eder. Bu durum özellikle trafik kazalarında, kusurun ağırlığı ve meydana gelen zararın boyutuna göre sıkça gündeme gelir. Dolayısıyla şikâyetin geri alınmasının her aşamada ve her suç tipi bakımından aynı sonucu doğurmadığı unutulmamalıdır.
Kalıcı Hasar ve Hayati Tehlike Hallerinde Şikâyet Hakkı
Yaralanmalı trafik kazasında mağdurun uğradığı zarar kalıcı hasar, organ kaybı veya hayati tehlike içeren bir nitelik taşıyorsa, suç artık şikâyete bağlı olmaktan çıkar. Bu tür durumlarda yaralama suçu, kamu düzenini ilgilendiren daha ağır bir suç tipi hâline gelir. Mağdur şikâyetçi olmasa dahi savcılık resen soruşturma başlatır ve kamu davası açılır. Bu aşamadan sonra mağdurun şikâyetten vazgeçmesi, ceza davasının devamını engellemez.
Özellikle hayati tehlike geçiren veya kalıcı sakatlık yaşayan mağdurların bulunduğu trafik kazalarında, ceza davası kamu adına yürütülür. Mahkeme, kusur oranı, ihlalin ağırlığı ve sonuçların ciddiyetini dikkate alarak hüküm kurar. Bu nedenle kalıcı hasar bulunan dosyalarda “şikâyet geri alınırsa dava biter” şeklindeki bir beklenti hukuken karşılık bulmaz. Bu tür durumlarda şikâyet hakkı sınırlı olup, ceza sorumluluğu kamu yararı gerekçesiyle devam eder.