Nafaka, boşanma veya ayrılık süreçlerinde taraflardan birinin ya da müşterek çocukların geçiminin sağlanması amacıyla mahkeme tarafından hükmedilen düzenli ödemedir. Türk Medeni Kanunu nafaka konusunu birden fazla maddeyle düzenlemiş olup nafaka miktarının belirlenmesinde sabit bir formül yerine hâkimin takdir yetkisi esas alınmaktadır. Tarafların ekonomik durumu, kusur oranı, çocukların ihtiyaçları ve evlilik süresince sürdürülen yaşam standardı gibi pek çok değişken bu takdir yetkisinin çerçevesini oluşturur. Nafaka yalnızca boşanma davalarıyla sınırlı olmayıp aile hukukunun farklı alanlarında da karşımıza çıkan geniş kapsamlı bir hukuki kavramdır.
Nafaka miktarının belirlenmesi sürecinde mahkeme her iki tarafın mali durumunu ayrıntılı şekilde araştırır ve gerektiğinde sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırır. Bu araştırmada tarafların maaş bordroları, banka hesap hareketleri, taşınır ve taşınmaz mal varlıkları ile aylık sabit giderleri incelenir. Hâkim tüm bu verileri hakkaniyet ilkesi çerçevesinde değerlendirerek nafakanın türüne ve miktarına karar verir.
Nafaka Türleri Nelerdir?
Türk hukuk sisteminde dört temel nafaka türü bulunmaktadır. Tedbir nafakası, boşanma davası açıldığı andan itibaren karar kesinleşinceye kadar eşlerden birine veya müşterek çocuklara geçici olarak bağlanan nafakadır ve talep olmaksızın hâkim tarafından resen hükmedilir. Yoksulluk nafakası ise boşanma kararının kesinleşmesinden sonra yoksulluğa düşecek olan eşe, kusur durumu da gözetilerek süresiz veya belirli süreli olarak ödenmesine karar verilen nafaka türüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası talep edebilmek için boşanmada ağır kusurlu olmamak şarttır.
İştirak nafakası, velayeti kendisinde bulunmayan eşin müşterek çocuğun bakım, eğitim ve sağlık giderlerine katkısı olarak ödediği nafakadır. Bu nafaka çocuk ergin oluncaya yani 18 yaşını tamamlayana kadar devam eder; ancak çocuk eğitim hayatını sürdürüyorsa eğitim sona erene kadar uzatılabilir. Yardım nafakası ise boşanmadan bağımsız olarak Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesi kapsamında düzenlenen ve yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan alt soy, üst soy veya kardeşlere karşı ödenmesi gereken nafaka türüdür.
Nafaka Miktarı Belirlenirken Hangi Kriterler Dikkate Alınır?
Mahkeme nafaka miktarını belirlerken tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını kapsamlı biçimde değerlendirir. Nafaka yükümlüsünün aylık net geliri, taşınmaz mal varlığı, banka hesapları, ek gelirleri ve borç yükümlülükleri hesaplamada temel unsurları oluşturur. Nafaka alacaklısının ise çalışıp çalışmadığı, bir gelir elde edip edemeyeceği, sağlık durumu, yaşı ve barınma giderleri titizlikle incelenir. Özellikle iştirak nafakasında çocuğun yaşı, eğitim kademesi, özel sağlık ihtiyaçları ve sosyal aktivite giderleri de hesaplamaya dahil edilmektedir.
Yoksulluk nafakasında tarafların kusur durumu belirleyici bir etken olarak öne çıkar. Boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olan taraf yoksulluk nafakası talep edemez; eşit kusur halinde ise her iki taraf da nafaka talebinde bulunabilir. Mahkemeler ayrıca evlilik süresince sürdürülen yaşam standardını, evliliğin süresini ve tarafların yaşlarını da göz önünde bulundurur. Hâkim tüm bu kriterleri bir arada değerlendirerek hakkaniyet ilkesine uygun bir miktar tayin eder ve nafaka miktarının herhangi bir matematiksel formüle bağlı olmadığını vurgulamak gerekir.
Nafaka Miktarı Artırılabilir mi veya Azaltılabilir mi?
Nafaka miktarı kesinleşmiş bir karar olsa dahi değişen koşullar karşısında nafaka uyarlama davası açılarak artırılabilir veya azaltılabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi taraflara bu hakkı açıkça tanımaktadır. Nafaka alacaklısının artan ihtiyaçları, enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücündeki düşüş, çocuğun eğitim kademesinin yükselmesi veya sağlık durumundaki değişiklikler nafakanın artırılması için geçerli sebepler arasında yer alır. Uygulamada mahkemeler genellikle TÜİK tarafından açıklanan ÜFE ve TÜFE oranlarını referans alarak artış miktarını belirlemektedir.
Nafaka yükümlüsünün mali durumunun önemli ölçüde kötüleşmesi, işini kaybetmesi, emekli olması veya ciddi sağlık sorunları yaşaması halinde nafakanın azaltılması talep edilebilir. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi halinde yoksulluk nafakası Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kendiliğinden sona erer. Nafaka alacaklısının evlenmeksizin fiilen bir başkasıyla birlikte yaşaması veya haysiyetsiz hayat sürmesi de nafakanın kaldırılması sebepleri arasındadır. Nafaka alacaklısının yeterli gelir elde etmeye başlaması ve yoksulluk durumunun ortadan kalkması halinde de nafakanın tamamen kaldırılması gündeme gelebilir.
Nafaka Ödenmezse Ne Yapılabilir?
Nafaka yükümlüsünün mahkeme kararıyla belirlenen nafakayı ödememesi halinde nafaka alacaklısı icra takibi başlatarak alacağını yasal yollarla tahsil edebilir. Nafaka alacakları İcra ve İflas Kanunu kapsamında imtiyazlı alacak niteliği taşıdığından icra takibinde öncelikli sıraya sahiptir. Birikmiş nafaka alacakları için de aynı icra takibi içinde topluca talep yapılabilir. İcra müdürlüğü nafaka yükümlüsünün maaşına, banka hesaplarına ve taşınır-taşınmaz mallarına haciz uygulayarak alacağın tahsilini sağlar.
Nafaka borcunu ödememenin cezai boyutu da bulunmaktadır. İcra ve İlas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca nafaka borcunu ödemeyen kişi şikayet üzerine üç aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılabilir. Tazyik hapsi kararı verilebilmesi için nafaka alacaklısının icra ceza mahkemesine şikayette bulunması gerekmektedir ve şikayet süresi öğrenme tarihinden itibaren üç ay, her halükârda bir yıldır. Nafaka yükümlüsü borcunu ödediği takdirde tazyik hapsi sona erer. Bu cezai yaptırım nafaka borcunun ciddiyetini ortaya koyar ve nafaka yükümlüsünü ödemeye teşvik eden önemli bir hukuki araçtır.