Araç Mahrumiyet Bedeli Kimden Talep Edilebilir?

Araç mahrumiyet bedeli, trafik kazası nedeniyle aracını belirli bir süre kullanamayan kişi tarafından kazadan sorumlu sürücüden ve araç işleteninden talep edilebilir. Bu tazminat, aracın onarım süresince kullanılamaması nedeniyle ortaya çıkan ekonomik zararın karşılanmasını amaçlar. Zorunlu trafik sigortası ise araç mahrumiyet zararını kural olarak karşılamadığından talebin doğru kişi veya kuruma yöneltilmesi önemlidir.

Araç mahrumiyet bedelinin hukuki dayanağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümleri ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili düzenlemeleri oluşturur. Tazminat talebinde bulunulabilmesi için kazadaki sorumluluk durumunun, aracın kullanılamadığı makul sürenin ve ortaya çıkan zararın değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca aracın ruhsat sahibi ile işleteninin farklı kişiler olması, tazminatın kimden isteneceğini etkileyebilir.

Kusurlu Sürücüye Karşı Talep Hangi Şartlarda Yöneltilir?

Araç mahrumiyet bedeli, trafik kazasına kusurlu davranışıyla neden olan sürücüye karşı, kazayla bağlantılı bir kullanım kaybı zararı meydana gelmişse talep edilebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı davranışıyla başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Ancak sürücünün sorumlu tutulabilmesi için kusurlu davranışı ile meydana gelen zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır.

Sürücünün kusuru, kazanın oluş şekli ve mevcut deliller üzerinden değerlendirilir. Kırmızı ışık ihlali, hatalı sollama, takip mesafesine uymama veya geçiş önceliği kurallarının ihlali gibi davranışlar kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Kaza tespit tutanağında yer alan kusur bilgileri önemli olmakla birlikte her durumda kesin ve bağlayıcı değildir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bilirkişi incelemesi yapılabilir.

Zarar gören sürücünün de kazanın meydana gelmesinde kusurlu olması, talep edebileceği tazminat miktarını etkileyebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi kapsamında zarar görenin kusuru ve zararın artmasına etkisi değerlendirilerek tazminattan indirim yapılması mümkün olabilir. Bu nedenle araç mahrumiyet bedelinin tamamının karşı taraftan istenip istenemeyeceği, kazadaki kusur ve sorumluluk durumuna göre belirlenir.

Araç İşleteninin Sorumluluğu Nasıl Değerlendirilir?

Araç işleteninin araç mahrumiyet bedelinden sorumluluğu, Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi kapsamında değerlendirilir. Motorlu aracın işletilmesi nedeniyle bir zarar meydana geldiğinde, kanunda belirtilen koşulların oluşması hâlinde araç işleteni tazminattan sorumlu tutulabilir. İşletenin sorumluluğu, kusurlu sürücünün haksız fiil sorumluluğundan farklı hukuki esaslara dayanır.

Araç işleteni ile ruhsatta kayıtlı araç sahibi her zaman aynı kişi olmayabilir. Araç işleteni, aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olacak şekilde işleten ve araç üzerinde fiilî tasarrufta bulunan kişidir. Özellikle uzun süreli kiralama veya farklı işletme ilişkilerinde aracın hukuken kimin tarafından işletildiğinin belirlenmesi gerekebilir. Ruhsatta kayıtlı malik, kural olarak işleten kabul edilse de somut olayda aksinin ortaya konulması mümkündür.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesi kapsamında birden fazla kişinin aynı zarardan müteselsilen sorumlu tutulması da mümkündür. Bununla birlikte Kanun’un 86. maddesinde işletenin sorumluluktan kurtulmasına veya tazminatın azaltılmasına ilişkin koşullar düzenlenmiştir. Örneğin kazanın zarar görenin ağır kusurundan veya mücbir sebepten kaynaklanması gibi durumlar, kanunda belirtilen diğer koşullarla birlikte değerlendirilebilir. Bu nedenle tazminat talebi yöneltilmeden önce sürücü, malik ve işleten arasındaki hukuki ilişkinin incelenmesi önemlidir.

Sigorta Poliçesinin Kapsamı Talebi Nasıl Etkiler?

Sigorta poliçesinin kapsamı, araç mahrumiyet bedelinin sigorta şirketinden talep edilip edilemeyeceğini belirler. Zorunlu trafik sigortası, araç mahrumiyet bedelini kural olarak karşılamaz. Karayolları Trafik Kanunu’nun 92/k maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.6/k bendi uyarınca gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar teminat dışında bırakılmıştır. Araç mahrumiyet bedeli de bu kapsamda değerlendirilir.

Bu nedenle zorunlu trafik sigortasının araç hasar bedelini veya değer kaybını karşılaması, aracın kullanılamadığı süreye ilişkin mahrumiyet bedelinin de sigortacı tarafından ödeneceği anlamına gelmez. Sigorta şirketinin zorunlu poliçe kapsamında bu zararı karşılamaması durumunda, hukuki şartların oluşması hâlinde kazadan sorumlu sürücüye ve işletene başvurulabilir.

Kasko veya ihtiyari sigorta poliçelerinde ise farklı teminatlar bulunabilir. Özellikle kasko kapsamında belirli süreyle ikame araç hizmeti sağlanması mümkündür. Bununla birlikte ikame araç hizmeti ile araç mahrumiyet bedelinin nakden ödenmesi aynı hak değildir. Poliçede kullanım kaybına ilişkin özel bir teminat bulunup bulunmadığı ve sağlanan hizmetin kapsamı ayrıca incelenmelidir.

Araç sahibine kasko kapsamında ikame araç sağlanmış olması da aynı dönem için ileri sürülen tazminat talebini etkileyebilir. Tazminat hukukunda amaç gerçek zararın karşılanması olduğundan aynı kullanım kaybının birden fazla kez tazmin edilmemesi gerekir. Bu nedenle mevcut sigorta poliçeleri, sağlanan ikame araç hizmetleri ve yapılan ödemeler birlikte değerlendirilmelidir.

Talebin Reddedilmesi Hâlinde Hangi Yollar İncelenir?

Araç mahrumiyet bedeli talebinin reddedilmesi hâlinde öncelikle ret gerekçesi, kazadaki sorumluluk durumu ve talep edilen tazminatın dayanakları incelenmelidir. Sürücü veya işletenin ödeme yapmaması durumunda, zararın belgelenmesi ve gerekli dava şartlarının tamamlanmasıyla maddi tazminat davası açılması mümkündür. Talebin reddedilmiş olması, tek başına tazminat hakkının bulunmadığı anlamına gelmez.

Tazminat talebinin ispatında kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, servis giriş-çıkış kayıtları, onarım belgeleri ve emsal araç kiralama bedelleri önem taşır. Araç mahrumiyet bedeli, aracın makul onarım süresi ve benzer özelliklere sahip bir aracın günlük kiralama bedeli dikkate alınarak hesaplanabilir. Fiilen araç kiralanmamış olması, kullanım kaybından kaynaklanan tazminat talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak zarar miktarının somut verilerle desteklenmesi gerekir.

Dava açılması durumunda görevli mahkeme, uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir. Sürücü ve işletene karşı haksız fiil sorumluluğuna dayanan davalarda kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir. Uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşıdığı durumlarda ise asliye ticaret mahkemesi ve dava şartı arabuluculuk hükümleri gündeme gelebilir. Yalnızca zorunlu trafik sigortası kapsamında bulunmayan araç mahrumiyet bedeli için sürücüye veya işletene dava açılmadan önce sigortacıya başvurulması genel bir dava şartı değildir.

Araç mahrumiyet bedeli taleplerinde zamanaşımı süreleri de kontrol edilmelidir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesine göre maddi tazminat talepleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içerisinde zamanaşımına uğrar. Kazanın suç oluşturması ve ceza kanununda daha uzun bir süre öngörülmesi hâlinde uzamış zamanaşımı uygulanabilir. Bu nedenle talebin reddedilmesinden sonra izlenecek hukuki yol belirlenirken sorumlular, zarar miktarı ve başvuru süreleri birlikte değerlendirilmelidir.

Neden Arın Hukuk?

Özel Değerlendirme

Her dosya kendi koşullarına göre ele alınır.

Açık İletişim

Süreç boyunca anlaşılır bilgilendirme yapılır.

Planlı Hukuki Yaklaşım

Hukuki süreçler somut koşullara göre planlanır.