Park halindeyken yaşanan kazalar, araç sahiplerinin en beklenmedik anda karşılaştığı maddi zarar nedenlerinden biridir. Sürücü aracını uygun bir yere park etmiş olsa dahi, başka bir aracın dikkatsizliği sonucu meydana gelen çarpmalar hem onarım masrafı hem de aracın ikinci el değerinde azalma yaratır. Bu tür durumlarda mağdur araç sahibinin “değer kaybı tazminatı” talep etme hakkı doğar. Değer kaybı, aracın kaza geçirdikten sonra tamir edilmesine rağmen piyasadaki satış değerinin düşmesi anlamına gelir. Türk Borçlar Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu uyarınca, kusurlu tarafın zorunlu trafik sigortası bu zararı karşılamakla yükümlüdür.

Güvenlik Kamerası Kayıtları Değer Kaybı İçin Yeterli Olur Mu?
Park halindeyken yaşanan kazalarda delil niteliği taşıyan en önemli unsurlardan biri güvenlik kamerası kayıtlarıdır. Apartman, site veya sokak üzerindeki kameralar olay anını gösteriyorsa, bu görüntüler sigorta şirketine sunularak kusurlu tarafın tespiti sağlanabilir. Ancak kamera kayıtları tek başına değer kaybı ödemesinin yapılması için yeterli değildir. Çünkü sigorta şirketleri, olayın resmi şekilde belgelenmesini ister. Bu nedenle, kazanın ardından polis çağrılarak tutanak tutulması veya olay yerinden alınan fotoğraflarla birlikte resmi kaza raporunun hazırlanması önem taşır. Kamera kayıtları, olayın nasıl meydana geldiğini ve kusurlu sürücüyü tespit etmek açısından destekleyici delil niteliğindedir.
Sigorta Park Halindeki Araca Verilen Zararı Karşılar Mı?
Zorunlu trafik sigortası, kusurlu sürücünün neden olduğu maddi zararları karşılamakla yükümlüdür. Dolayısıyla park halindeki bir araca çarpan sürücünün sigortası, hem araçta meydana gelen onarım masraflarını hem de değer kaybını öder. Mağdur araç sahibi, bu zararını gidermek için doğrudan kusurlu sürücünün sigorta şirketine başvuru yapabilir. Başvuru sırasında kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, onarım faturaları, olay fotoğrafları ve varsa güvenlik kamerası kayıtları dosyaya eklenmelidir. Sigorta şirketi, belgeleri inceleyerek kusur oranını belirler ve uygun görmesi halinde değer kaybı ödemesini gerçekleştirir.
Park Halinde Çarpılan Araçta Kusur Oranı Nasıl Belirlenir?
Park halindeki araç genellikle kazada kusursuz kabul edilir. Ancak aracın mevzuata aykırı biçimde park edilmesi, örneğin ikinci sıraya park edilmesi veya yaya geçidini engelleyecek şekilde durması halinde, araç sahibine kısmi kusur yüklenebilir. Bu durumda sigorta şirketi, tazminat ödemesini kusur oranına göre azaltabilir. Kusur oranı belirlenirken polis tutanakları, kamera kayıtları, tanık ifadeleri ve eksper raporları dikkate alınır. Bu nedenle, kazadan sonra olay yerinin fotoğraflanması ve tutanakta park durumunun doğru şekilde belirtilmesi çok önemlidir.
Park Halindeki Araçta Küçük Hasarlar İçin Değer Kaybı Alınabilir Mi?
Değer kaybı, aracın ekonomik değerinde kalıcı bir azalma yaratması durumunda doğar. Sigorta şirketleri, aracın piyasa değerini etkilemeyecek küçük çaplı hasarlar için değer kaybı ödemesi yapmaz. Sadece yüzeysel çizikler, tampon sürtmesi veya lokal boya gerektiren onarımlar değer kaybı tazminatına konu edilmez. Buna karşılık, parça değişimi, kaporta düzeltmesi veya yapısal onarım gerektiren durumlarda değer kaybı talep edilebilir. Çünkü bu tür onarımlar aracın ikinci el piyasasında güven kaybına yol açar ve satış fiyatını düşürür.
Park Halindeki Araçlarda Değer Kaybı Talep Süreci
Park halindeki aracın zarar görmesi durumunda araç sahibi öncelikle kazayı resmi şekilde belgelemelidir. Kaza tespit tutanağı, olay yeri fotoğrafları, ekspertiz raporu ve onarım faturaları toplandıktan sonra, kusurlu aracın sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmalıdır. Sigorta şirketi genellikle 15 gün içinde başvuruyu inceleyerek ödeme yapar. Ancak sigorta şirketi başvuruyu reddeder veya eksik ödeme yaparsa, araç sahibi Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurarak hakkını arayabilir. Komisyon süreci, dava açmaya kıyasla daha hızlı ve masrafsız bir yoldur.
Park halindeki araca çarpılması durumunda değer kaybı talebi, araç sahibinin en temel haklarından biridir. Belgelerin eksiksiz hazırlanması, delillerin sağlam şekilde sunulması ve sürecin hukuka uygun yürütülmesi, tazminatın eksiksiz alınması açısından büyük önem taşır.