Aile bireylerinin veya yakın akrabaların bir süreliğine bir evde ücretsiz olarak kalması Türk toplumunda oldukça yaygın bir durumdur. Ancak başlangıçta geçici görülen bu misafirlik zaman içinde kalıcı hale gelebilir ve malik açısından ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Özellikle uzun süreli işsizlik, boşanma, ekonomik zorluk gibi nedenlerle aile yanında kalan akrabalar, zamanla buranın kendilerine ait bir kullanım hakkı olduğunu iddia etmeye başlayabilir. Bu noktada, yaşanan sürecin hukuki boyutu hakkında doğru bilgi almak isteyen kişiler çoğu zaman bir kira hukuku avukatı ile görüşmeyi tercih eder.
Bu durumda ev sahibi çoğu zaman akrabayı incitmemek için tahliye sürecini başlatmakta tereddüt eder; ancak hukuken evde ücretsiz oturan akrabanın tahliye edilmesi mümkündür ve belirli bir prosedür izlenerek bu süreç sorunsuz şekilde yürütülebilir. Bedelsiz kullanıma dayanan ilişkide, akraba ile malik arasında hukuken kira sözleşmesi, kullanım hakkı veya başka bir ayni hak doğmaz. Bu nedenle malik, dilediği zaman akrabanın konutu boşaltmasını talep etme hakkına sahiptir. Konunun hassas yapısı nedeniyle, hak kaybı yaşanmaması adına süreci usulüne uygun başlatmak önem taşır ve çoğu ev sahibi bu aşamada bir kira hukuku avukatından destek alarak yasal adımları daha güvenli şekilde yürütür.
Burada temel mesele, akrabanın konutu hangi hukuki ilişkiye dayanarak kullandığının ortaya konulmasıdır. Eğer ortada herhangi bir sözleşme yoksa, kullanım ilişkisinin ivazsız (bedelsiz) kullanım olduğu kabul edilir ve malik konutu geri alma hakkını her zaman kullanabilir. Tahliye taleplerinin yazılı şekilde iletilmesi, kullanım ilişkisinin kapsamının netleştirilmesi ve gerektiğinde hukuki sürecin başlatılması sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar. Bu tür uyuşmazlıklarda, hakların doğru yorumlanması ve adımların yasal zeminde ilerlemesi açısından kira hukuku avukatı desteği oldukça değerlidir.
Akrabanın Evi Boşaltmaması Hangi Hukuki Sonuçları Doğurur?
Akrabanın evde bedelsiz olarak oturmaya devam etmesi hukuken bir “haksız işgal” durumudur. Haksız işgal, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen, bir kişinin malik olmayan bir taşınmazı rızaya aykırı şekilde kullanması halidir. Bu kullanım devam ettikçe ev sahibi hem taşınmazını özgürce kullanmaktan mahrum kalır hem de ekonomik kayba uğrar.
Akrabanın konutu terk etmemesi halinde, malikin talep edebileceği en önemli hak ecrimisil, yani haksız işgal tazminatıdır. Ecrimisil, evin kira değerine ve haksız kullanım süresine göre hesaplanır. Örneğin evde bir yıl boyunca bedelsiz oturan akrabadan o evin piyasa kira değerine göre yıllık bir tazminat talep edilebilir. Yargıtay, akrabaların bedelsiz oturmalarının haksız işgal niteliğini ortadan kaldırmadığını, malikin açık veya zımni rızası sona erdiği anda ecrimisilin doğacağını vurgulamaktadır. Akrabanın uzun süreli kalması, malik açısından başka sorunlara da yol açabilir. Bu süreçte akraba konut üzerinde kullanım hakkı iddia edebilir, evin demirbaşlarına zarar verebilir veya ortak yaşamı çekilmez hale getirebilir. Bu nedenle malik, akrabanın tahliyesi için yasal prosedüre uygun şekilde harekete geçmelidir.
Bedelsiz Oturan Akraba İçin Tahliye Şartları Nelerdir?
Akrabanın evde oturmasına başlangıçta izin verilmiş olsa bile, malik dilediği zaman bu izni geri çekebilir. Çünkü bedelsiz kullanım, kira ilişkisi gibi devamlılık arz eden bir sözleşme değildir; malik “kullanım iznini” kaldırdığı anda hukuki koruma sona erer. Tahliye için gerekli şart, yalnızca akrabaya makul bir süre tanınarak konutu boşaltma talebinde bulunulmasıdır.
Eğer akraba konutta kiracı gibi davranıyor, sözlü kira ilişkisi iddia ediyor veya kullanım hakkı talep ediyorsa, malik bunun gerçeği yansıtmadığını ortaya koyabilir. Bedelsiz kullanım, Türk Borçlar Kanunu kapsamında “ariyet sözleşmesi” niteliği taşır ve bu sözleşme her zaman geri alınabilir. Malik ayrıca, akrabanın konutu boşaltmaması halinde mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek hem tahliye hem de ecrimisil taleplerini birlikte yöneltebilir. Burada önemli olan, tahliye sürecinin resmi bir ihtarla başlatılmasıdır.
Akrabaya Tahliye İhtarı Nasıl Gönderilir?
Tahliye sürecinin ilk adımı, akrabaya yazılı bir tahliye ihtarı göndermektir. Bu ihtar noter aracılığıyla yapılmalıdır. Noter ihtarında şu unsurlar yer almalıdır:
- Akrabanın taşınmazı hangi hukuki ilişkiye dayanarak kullandığı,
- Malik tarafından verilen kullanım izninin sona erdirildiği,
- Belirlenen süre içerisinde konutun boşaltılması gerektiği,
- Aksi halde tahliye davası ve ecrimisil talep edileceği.
Bu ihtar genellikle 15 ila 30 günlük süre tanınarak gönderilir. Süre dolduğunda akraba hâlâ taşınmazı boşaltmamışsa malik artık dava açma hakkına sahiptir. Noterden gönderilen ihtar, hem akrabanın kötü niyetini ortaya koyar hem de malik açısından dava sürecinde güçlü bir delil niteliği taşır. Hukuki ihtar gönderilmemesi, tahliyeyi imkânsız hale getirmez ancak süreci uzatabilir. Bu nedenle noter ihtarı, tahliye sürecinin en kritik adımlarından biridir.
Akrabanın Tahliye Etmemesi Halinde Dava ve İcra Süreci Nasıl İşler?
Akraba ihtara rağmen evi boşaltmazsa malik tahliye davası açabilir. Bu dava, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde görülür. Davada malikin taşınmazın mülkiyetine sahip olduğu ve akrabaya verilen kullanım izninin sona erdiği ispat edilir. Akraba, kira sözleşmesi iddiasında bulunamaz; çünkü kira ilişkisi yazılı delile dayanmalıdır.
Mahkeme, aile içi ilişkilerde dahi mülkiyet hakkını korumakta kararlıdır. Akrabanın uzun süreli oturması, konutu bedelsiz kullanma hakkı doğurmaz. Mahkeme tahliyeye karar verdiğinde bu karar icraya konulur ve icra müdürlüğü aracılığıyla tahliye gerçekleştirilir. Akraba hâlâ direnirse, kolluk kuvvetleri eşliğinde zorla tahliye yapılabilir. Tahliye davasına ek olarak malik ecrimisil davası da açabilir. Haksız kullanım süresi boyunca oluşan kira bedeli ve zararlar akrabadan talep edilebilir. Ecrimisil genellikle bilirkişi raporuyla belirlenir ve geçmişe dönük beş yıla kadar talep edilebilir.