Tereke, bir kişinin ölümünden sonra geride bıraktığı tüm malvarlığını ifade eder. Bu kapsam hem aktifleri hem pasifleri içerir; yani miras bırakanın taşınmazları, bankadaki parası, alacakları, araçları gibi değerler ile borçları, kefaletleri veya ödenmemiş yükümlülükleri terekenin kapsamına dâhildir. Terekenin tasfiyesi davası, miras bırakanın borçlarının ödenmesi ve kalan malvarlığının hukuka uygun şekilde paylaşılması amacıyla açılan özel bir yargı sürecidir. Bu dava özellikle mirasbırakanın borçlarının fazla olduğu ya da mirasçılar arasında anlaşmazlık yaşandığı hâllerde tercih edilir.
Bu dava türünün temel amacı, mirasçılar arasında ortaya çıkabilecek hukuki ve mali riskleri ortadan kaldırmaktır. Örneğin, miras bırakanın borçlarının malvarlığından fazla olması durumunda, mirasçılar ileride kişisel malvarlıklarıyla borçlardan sorumlu tutulabilir. Bu riskin önüne geçmek için terekenin resmen tasfiyesi istenir ve mahkeme gözetiminde tüm borçlar ödenir. Sonrasında borçlar ödendikten sonra bir değer kalırsa bu değer mirasçılar arasında paylaştırılır; eğer değer kalmazsa mirasçılar borçlardan sorumlu tutulmaz.
Terekenin tasfiyesi davası sadece borç odaklı bir süreç değildir; aynı zamanda tereke mallarının korunması, kaybolmasının engellenmesi ve mirasçılar arasında şeffaf bir dağılım yapılması için yargısal koruma sağlar. Bu nedenle özellikle birden fazla mirasçı bulunan, yıllardır kullanılmayan taşınmazların olduğu veya miras bırakanın ticari faaliyetleri nedeniyle karmaşık borç yapısı bulunan dosyalarda bu dava son derece önemlidir.
Tereke Mallarının Tespiti ve Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Tereke mallarının tespiti, tasfiye sürecinin en kritik aşamasıdır. Çünkü mahkeme, hangi malların gerçekten terekeye dâhil olduğunu bilirkişiler ve resmi kayıtlar aracılığıyla belirler. Bu aşamada mirasçılar, miras bırakanın sahip olduğu tüm malvarlıklarını bildirmek zorundadır. Tapu kayıtları, banka hesap hareketleri, araç kayıtları, şirket payları, menkul yatırımları ve varsa alacak-borç ilişkilerine dair sözleşmeler detaylı şekilde incelenir. Amaç, terekenin tüm aktif ve pasif unsurlarının eksiksiz şekilde ortaya çıkarılmasıdır.
Tespit aşamasında mirasbırakanın saklı kalmış borçları da belirlenir. Örneğin yıllar önce imzalanmış bir senet, miras bırakanın kredi kartı borçları, vergi borçları veya bir iş davasından doğan tazminat yükümlülükleri de terekeye dâhildir. Bu nedenle tespit süreci, yalnızca malvarlığının değil, tüm yükümlülüklerin de netleştirildiği kapsamlı bir incelemedir.
Malları tespit edilen tereke, daha sonra tasfiye aşamasına geçer. Bu aşamada iki yol izlenebilir:
Birincisi, tereke mallarının satılması ve elde edilen gelirle borçların ödenmesidir. Bu yöntem genellikle tereke borçlarının yüksek olduğu veya malların mirasçılar arasında bölünemeyeceği durumlarda tercih edilir.
İkincisi, malların aynen mirasçılar arasında paylaştırılmasıdır. Ancak bu yalnızca borçların malvarlığından karşılanabildiği dosyalarda mümkündür.
Tereke mallarının paylaşımında mirasçıların pay oranları Türk Medeni Kanunu’na göre belirlenir. Örneğin sağ kalan eş ve çocuklar arasında yasal miras payları dikkate alınır. Mirasçıların aralarında anlaşamaması durumunda mahkeme, paylaştırmayı resmi satış veya bilirkişi değerlemesiyle uygun bulduğu şekilde gerçekleştirir.
Terekenin Tasfiyesi Davasını Kimler Açabilir?
Terekenin tasfiyesi davasını açma hakkı yalnızca mirasçılara ait değildir. Türk Medeni Kanunu’na göre bu davayı üç temel grup açabilir: mirasçılar, alacaklılar ve bazı durumlarda üçüncü kişiler.
Mirasçılar, tereke hakkında belirsizlik olduğunda, borçların mirasçılara yük olmaması için veya diğer mirasçılarla anlaşmazlık yaşandığında bu davayı açabilir. Özellikle miras bırakanın borçlu olduğu biliniyor ancak borç miktarı tam olarak bilinmiyorsa, mirasçı için en güvenli yol terekenin resmî tasfiyesini talep etmektir. Böylece mirasçılar kişisel malvarlıklarıyla borçtan sorumlu tutulmaz.
Alacaklılar, miras bırakanın borçlarını tahsil edebilmek için terekenin tasfiyesini talep edebilir. Örneğin miras bırakanın vefat ettiği tarihte bir şirkete veya kişiye borcu varsa, alacaklı bu borcun karşılanabilmesi için terekenin tasfiyesini mahkemeden isteyebilir. Bu durumda terekenin tespiti yapılır, malvarlığı koruma altına alınır ve alacakların ödenmesi için tasfiye süreci başlatılır.
Bazı nadir durumlarda üçüncü kişiler de dava açabilir. Örneğin terekeye ait bir mal üzerinde hak iddiasında bulunan bir kişi veya tereke üzerinde zarar gören taraflar tasfiye talep edebilir. Ancak bu durumlar istisna niteliğindedir ve mahkeme tarafından titizlikle değerlendirilen özel hukuki gerekçelere dayanır.
Terekenin tasfiyesi davasının kimin tarafından açıldığından bağımsız olarak süreç tamamen mahkeme gözetiminde yürütülür. Mahkeme, terekeden sorumlu bir tasfiye memuru atar ve tüm işlemler bu memurun raporları doğrultusunda gerçekleştirir.
Tereke Tasfiyesi Süreci Ne Kadar Sürer?
Tereke tasfiyesi süresini etkileyen en önemli unsur, terekenin büyüklüğü ve karmaşıklığıdır. Eğer tereke birkaç taşınmaz, bir araç ve sınırlı sayıda banka hesabından oluşuyorsa süreç daha hızlı ilerler. Ancak miras bırakanın ticari faaliyetleri, şirket ortaklıkları, çok sayıda taşınmazı veya karmaşık borç ilişkileri varsa dava süresi daha uzun olabilir.
Genel olarak terekenin tasfiyesi davası, ortalama olarak 6 ay ile 2 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Bu süre, gerekli bilirkişi incelemeleri, borçların belirlenmesi, malların satışı veya paylaştırılması gibi işlemlerin kapsamına göre değişir. Ayrıca mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunması, itirazların ortaya çıkması veya tereke üzerinde üçüncü kişilerin hak iddia etmesi gibi durumlar da süreyi uzatabilir.
Sürecin ilk aşaması olan tereke tespiti, genellikle en çok zaman alan bölümdür. Bu aşamada tüm malvarlığı kalemleri incelenir, belgeler toplanır ve gerekirse farklı kamu kurumlarından yazılar istenir. Daha sonra borçların ödenmesi aşamasına geçilir. Eğer tereke malları satılacaksa, satış işlemlerinin tamamlanması ve bedellerin dağıtılması da ayrıca zaman gerektirir.
Terekenin tasfiyesi davası sonuçlandığında mirasçılar için önemli bir hukuki güvence sağlanmış olur. Borçların tamamen kapanıp kapanmadığı belirlenir, mirasçılar kalan malvarlığını hukuka uygun şekilde alır ve ileride ortaya çıkabilecek borç iddialarının önüne geçilir.