Sigorta sektöründe dijitalleşme, son yıllarda yalnızca işlem hızını değil, hasar tespitinin yöntemini de köklü biçimde değiştirmiştir. Özellikle motorlu araç sigortalarında yapay zeka ile hasar tespiti, klasik eksper incelemesinin yerini kısmen veya tamamen almaya başlayan yeni bir uygulama alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Araçların fotoğraflarının sisteme yüklenmesi, yazılım tarafından hasarlı bölgelerin otomatik olarak tespit edilmesi ve onarım maliyetlerinin algoritmalarla hesaplanması, sigorta şirketleri açısından zaman ve maliyet avantajı sağlamaktadır. Ancak bu teknolojik gelişme, hukuki açıdan önemli tartışmaları da beraberinde getirmektedir.
Araç hasarlarının yapay zeka ile tespit edilmesi, çoğu zaman insan müdahalesi olmadan çalışan sistemler aracılığıyla yapılır. Bu sistemler, daha önce milyonlarca hasar fotoğrafı ve onarım verisiyle eğitilmiş algoritmalar kullanarak, aracın hangi parçalarının zarar gördüğünü, bu zararların niteliğini ve tahmini onarım bedelini belirler. Sigorta şirketleri açısından bakıldığında bu yöntem, hasar dosyalarının çok daha kısa sürede sonuçlandırılmasını mümkün kılmaktadır. Ancak hasar tespiti yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda hukuki sonuçlar doğuran bir işlemdir. Bu nedenle yapay zeka temelli tespitlerin hukuki geçerliliği ve bağlayıcılığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Yapay Zeka İle Hazırlanan Eksper Raporları Hukuken Geçerli Mi?
Yapay zeka ile hazırlanan eksper raporlarının hukuki geçerliliği, uygulamada en çok tartışılan konulardan biridir. Mevcut mevzuatta, hasar tespitinin mutlaka fiziki bir eksper tarafından yapılacağına dair mutlak bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sigorta hukuku bakımından önemli olan, hasarın doğru ve objektif şekilde tespit edilmesidir. Bu nedenle yapay zeka destekli sistemlerle hazırlanan raporlar, belirli şartlar altında hukuken geçerli kabul edilebilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken temel nokta, bu raporların kesin ve tartışmasız delil niteliğinde olup olmadığıdır. Yapay zeka tarafından hazırlanan raporlar, sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki iç değerlendirme sürecinde geçerli olabilir. Buna karşılık, uyuşmazlık yargı mercilerine taşındığında, bu raporların bağlayıcılığı sınırlıdır. Mahkemeler ve Sigorta Tahkim Komisyonu, yapay zeka raporlarını çoğu zaman teknik bir görüş veya ön değerlendirme olarak kabul etmekte, gerektiğinde bağımsız bilirkişi veya klasik eksper incelemesi yapılmasını istemektedir.
Yargı uygulamasında, özellikle değer kaybı ve hasar farkı uyuşmazlıklarında, yapay zeka raporlarının tek başına yeterli görülmediği durumlar mevcuttur. Çünkü bu raporlar, hasarın görünmeyen yönlerini, aracın geçmiş hasarlarını veya onarım kalitesini her zaman tam olarak yansıtamayabilir. Bu nedenle hukuken geçerli olmakla birlikte, yapay zeka raporlarının kesin delil olarak kabul edilmesi her somut olayda mümkün olmayabilir.
Değer Kaybı Tutarı Yapay Zeka ile Nasıl Belirleniyor?
Değer kaybı, aracın kaza sonrası onarılsa dahi ikinci el piyasa değerinde meydana gelen kalıcı düşüşü ifade eder. Yapay zeka sistemleri, değer kaybı hesaplamasını belirli parametreler üzerinden gerçekleştirir. Bu parametreler arasında aracın yaşı, kilometresi, hasarın niteliği, değişen veya boyanan parçalar ve aracın piyasa segmenti yer alır. Sistem, bu verileri daha önceki benzer hasar dosyalarıyla karşılaştırarak otomatik bir değer kaybı tutarı üretir.
Bu yöntem, standart ve hızlı bir hesaplama yapılmasını sağlasa da, her zaman somut olaya birebir uyum sağlamayabilir. Özellikle aracın nadir bulunan bir model olması, ticari araç olması veya hasarın aracın yapısal bütünlüğünü etkilemesi gibi durumlar, algoritmaların öngördüğünden daha yüksek bir değer kaybı doğurabilir. Yapay zeka sistemleri, istatistiksel ortalamalar üzerinden çalıştığı için, istisnai durumları yeterince dikkate alamayabilir.
Bu nedenle yapay zeka ile belirlenen değer kaybı tutarları, sigorta şirketleri açısından başlangıç noktası olarak kabul edilse de, araç sahipleri açısından bağlayıcı olmak zorunda değildir. Araç sahibi, bu hesaplamanın eksik veya düşük olduğunu düşünüyorsa, bağımsız eksper raporu alarak veya tahkim yoluna başvurarak itiraz edebilir. Uygulamada, yapay zeka tarafından belirlenen değer kaybı ile bilirkişi tarafından tespit edilen değer kaybı arasında ciddi farklar oluşabildiği görülmektedir.
Sigorta Şirketleri Bu Raporları Kabul Ediyor Mu?
Sigorta şirketleri, kendi iç süreçlerinde yapay zeka ile hazırlanan hasar ve değer kaybı raporlarını büyük ölçüde kabul etmekte ve aktif olarak kullanmaktadır. Özellikle küçük ve orta ölçekli hasarlarda, fiziki eksper görevlendirilmeden yalnızca yapay zeka raporuyla ödeme yapılması artık yaygın bir uygulamadır. Bu durum, sigortalılar açısından dosyanın hızlı sonuçlanması anlamına gelse de, bazı durumlarda eksik ödeme riskini de beraberinde getirir.
Sigorta şirketlerinin bu raporları kabul etmesi, raporların hukuken tartışmasız olduğu anlamına gelmez. Şirketler açısından kabul edilen bir rapor, sigortalı veya hak sahibi tarafından itiraz edildiğinde yeniden değerlendirmeye açılabilir. Özellikle değer kaybı taleplerinde, sigorta şirketlerinin yapay zeka raporlarına dayanarak düşük ödeme yapması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu gibi hallerde Sigorta Tahkim Komisyonu, çoğu zaman dosyayı bağımsız bilirkişiye göndererek yeniden değerlendirme yapılmasını sağlar.
Tahkim ve mahkeme kararlarında, yapay zeka raporlarının tamamen göz ardı edilmediği, ancak tek başına yeterli delil olarak da kabul edilmediği görülmektedir. Hakim veya hakem, bu raporları dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir. Eğer rapor, somut olayla uyumlu ve teknik olarak tutarlıysa dikkate alınabilir; aksi halde klasik eksper veya bilirkişi raporlarıyla çeliştiği ölçüde etkisini kaybeder. Yapay zeka ile hasar tespiti ve otomatik eksper raporları, sigorta sektöründe geri dönüşü olmayan bir dönüşümün parçasıdır. Ancak bu dönüşüm, hukuki denetimden ve yargısal değerlendirmeden bağımsız değildir. Hasarın ve değer kaybının doğru tespiti, yalnızca teknolojik hız değil, hukuki doğruluk açısından da ele alınmak zorundadır. Bu nedenle yapay zeka raporları, sigorta uygulamasında önemli bir araç olmakla birlikte, hukuki uyuşmazlıklarda nihai belirleyici olmaktan ziyade tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir.