Trafik kazası sonucunda kusurlu olmayan tarafın aracında meydana gelen değer kaybı, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümleri çerçevesinde tazmin edilebilen bir zarardır. Ancak bu tazminatın ödenmesi, kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası (trafik sigortası) kapsamında belirlenen poliçe limitleriyle sınırlıdır. Sigorta limitleri her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenir ve sigorta şirketleri bu sınırların üzerinde bir ödeme yapmakla yükümlü değildir. Bu nedenle, araçta meydana gelen değer kaybı tazminatı poliçe limitini aşarsa, sigorta şirketi yalnızca limit dahilindeki kısmı öder. Kalan miktar, kusurlu sürücüden doğrudan talep edilmesi gereken bir alacak haline gelir.

Yani, sigorta şirketinin poliçe limiti bir güvence tavanı oluşturur. Bu tavanın üzerindeki zararlar sigorta teminatı kapsamında değildir. Uygulamada özellikle yüksek değerli araçlarda, onarım masraflarının ve değer kaybının toplamı poliçe limitini aşabilmektedir. Bu durumda zarar gören taraf, aşan kısım için kusurlu aracın sürücüsüne veya araç sahibine yönelerek dava açabilir.
Değer Kaybı Poliçe Limitine Dahil mi?
Evet, değer kaybı tazminatı poliçe limitine dahildir. Zorunlu trafik sigortası, kazada karşı tarafa verilen her türlü maddi zararı kapsar. Bu kapsamda aracın değerinde meydana gelen düşüş de “maddi zarar” olarak kabul edilir. Dolayısıyla, sigorta şirketinin üstlendiği limit, hem araçta oluşan hasar giderlerini hem de değer kaybı tazminatını birlikte kapsar.
Örneğin, kazada karşı aracın onarım bedeli 250.000 TL ve değer kaybı 120.000 TL ise, toplam zarar 370.000 TL olacaktır. Eğer poliçe limiti 300.000 TL ise, sigorta şirketi yalnızca bu miktarı öder, kalan 70.000 TL için kusurlu taraf şahsen sorumlu olur. Yargıtay da yerleşik kararlarında, değer kaybının trafik sigortası kapsamındaki maddi zararlar arasında yer aldığını açıkça belirtmiştir. Bu nedenle değer kaybı, sigorta teminatı dahilinde değerlendirilmekle birlikte, hiçbir zaman poliçe limitini aşamaz.
Sigorta Limitleri Değer Kaybı Ödemesini Nasıl Etkiler?
Sigorta limitleri, her yıl ekonomik koşullar ve kaza verileri dikkate alınarak yeniden belirlenir. Bu limitler sigorta şirketinin ödeyebileceği azami tazminat tutarını ifade eder. Araç değer kaybı tazminatı da bu limitlere bağlı olarak ödenir. Uygulamada, sigorta şirketleri önceliği genellikle onarım bedellerine verir. Yani önce aracın tamir masrafları poliçe limitinden karşılanır, kalan tutar varsa bu kısım değer kaybı için kullanılır. Bu da çoğu durumda değer kaybı ödemesinin eksik yapılmasına yol açar.
Örneğin, poliçe limiti 200.000 TL olan bir kazada, onarım masrafları 190.000 TL ise, sigorta şirketi yalnızca kalan 10.000 TL’yi değer kaybı olarak öder. Oysa gerçek değer kaybı 40.000 TL olabilir. Bu durumda 30.000 TL’lik fark, sigorta güvencesi dışında kaldığından, sürücüden veya araç sahibinden talep edilmelidir.
Limit Aşımı Durumunda Haklarınızı Nasıl Koruyabilirsiniz?
Eğer değer kaybı tazminatınız sigorta poliçe limitini aşıyorsa, ilk adım eksik ödemeyi tespit eden bir eksper raporu hazırlatmaktır. Bu rapor, hem sigorta şirketine yapılan taleplerde hem de açılacak davalarda en önemli delildir. Sigorta şirketi poliçe limiti kadar ödeme yaptıktan sonra, kalan miktar için doğrudan kusurlu sürücüye veya araç sahibine karşı maddi tazminat davası açılabilir. Bu tür davalar, haksız fiil hükümlerine dayanır ve genellikle Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülür.
Ayrıca, sigorta şirketinin hatalı şekilde düşük limit uyguladığı veya tazminatı gereksiz yere kestiği düşünülüyorsa, Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yapılabilir. Tahkim süreci, dava yoluna göre çok daha hızlı sonuç verir ve masrafsızdır. Unutulmamalıdır ki, sigorta limiti aşımı halinde tazminat hakkı tamamen ortadan kalkmaz; yalnızca sigorta şirketi değil, kusurlu taraf da müteselsilen sorumludur. Bu nedenle değer kaybı talebi hazırlanırken hem sigorta hem de şahsi sorumluluk birlikte değerlendirilmelidir.