Hacze İştirak Nedir?

Hacze iştirak, aynı borçlunun birden fazla alacaklısı bulunduğu ve borçlunun malvarlığının tüm alacakları karşılamaya yetmediği durumlarda, ilk haczi koyan alacaklının haczine diğer alacaklıların da dahil olmasıdır. İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 100 ve 101. maddeleri bu kurumu düzenler.

Hacze iştirak olmaksızın kural basittir: ilk haczi koyan alacaklı haczedilen mal satıldığında satış bedelinden önce alacağını alır, artanı sonraki alacaklılara kalır. Borçlunun malvarlığı yetersizse geride kalan alacaklılar boş kalabilir. Hacze iştirak bu dengesizliği giderir: alacağı daha önce doğmuş olan alacaklının, takibe geç başlamış olmasına rağmen ilk hacze katılarak aynı derecede pay almasına imkân tanır.

Kurumun işlev görebilmesi için borçlunun malvarlığının yetersiz olması şarttır. Haczedilen malların satış bedeli tüm alacaklıların alacaklarını karşılamaya yetiyorsa hacze iştirak prosedürüne gerek kalmaz; her alacaklı alacağını tam olarak alır. Yetersizlik söz konusu olduğunda ise İİK 100 ve 101 devreye girer.

Hacze İştirakin İcra Hukukundaki Yeri

Hacze iştirak, cüzi icra sisteminin doğal bir tamamlayıcısıdır. Cüzi icrada borçlunun karşısında tek bir alacaklı bulunur ve o alacaklı borçlunun malını haczettirerek alacağını tahsil eder. Borçlunun birden fazla alacaklısı olduğunda sistem tek başına adaletsiz sonuçlar üretmeye başlar; ilk takip başlatan, dolayısıyla ilk haczi koyan alacaklı tüm avantajı elde eder.

Hacze iştirak bu soruna hukuki bir çözüm sunar. Alacağı daha önce doğmuş olan alacaklı, takipte geç kalmış olsa bile ilk hacze katılarak aynı sırada pay alabilir. Kanun koyucunun temel tercihi şudur: alacağın doğum tarihi, icra takibinin başlatılma tarihinden önce gelir. Bu tercih, hızlı davranan alacaklıya haksız bir üstünlük tanımaz; asıl hakkın yaşını esas alır.

İİK kapsamında hacze iştirak adi iştirak (takipli iştirak) ve imtiyazlı iştirak (takipsiz iştirak) olmak üzere iki türde düzenlenmiştir. Bu iki tür, başvurabilecek kişiler, aranan belgeler ve itiraz usulü bakımından birbirinden ayrılır. İkisinde de ortak olan tek zaman sınırı vardır: iştirak talebi en geç ilk haciz üzerine satılan malın bedeli icra veznesine girinceye kadar yapılmış olmalıdır. Para vezneye girdikten sonra yapılan iştirak talebi hukuken geçersizdir.

Kamu alacakları açısından tablo farklıdır. Vergi, resim, harç gibi amme alacakları İİK 100 kapsamında değil, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 21. maddesi kapsamında değerlendirilir. Özel hukuktan doğan bir hacizden sonra aynı mala kamu alacağı nedeniyle haciz konulduğunda kamu alacağı, İİK 100’deki şartlar aranmaksızın ilk hacze doğrudan katılır. Bu, kamu alacaklarına tanınan idari bir ayrıcalıktır.

Maaş ve ücret hacizlerinde ise hacze iştirak tamamen kabul edilmemiştir. İlk alacaklının maaş ve ücret üzerindeki haczine başka bir alacaklının katılması mümkün değildir; her alacaklı maaş haczini kendi takibiyle ayrı ayrı kurar.

İştirak Talebinin Şartları ve Usulü

Hacze adi iştirak için aranan şartlar İİK 100’de sayılmıştır. Bu şartların tamamının birlikte gerçekleşmesi zorunludur; birinin eksikliği talebin reddine yol açar.

İlk şart, iştirak talebinde bulunan alacaklının borçluya karşı kesinleşmiş bir icra takibine sahip olmasıdır. Kesinleşmemiş, itiraz aşamasında bekleyen bir takip adi iştirak için yeterli değildir. Ödeme emrinin tebliği ve itiraz süresinin geçmesi ya da itirazın kaldırılması takibin kesinleşmesi için gereklidir.

İkinci şart, iştirak talep eden alacaklının alacağının ilk haczi koydurmuş alacaklının alacağından daha önce doğmuş olmasıdır. Alacağın doğum tarihi belirleyicidir; sonraki tarihli alacaklar adi iştirake konu olamaz.

Üçüncü şart, bu önceliğin İİK 100’de sınırlı sayıda belirtilen belgelerden biriyle ispatlanmasıdır. Kanunda öngörülen belgeler şunlardır: ilama dayalı alacaklarda ilam veya ilam niteliğindeki belge; ilamsız takiplerde borçlunun imzasını taşıyan senet, resmi dairelerin ya da yetkili makamların usulüne uygun olarak düzenlediği makbuz veya belgeler. Geçici aciz belgesi bu listede yer almaz; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bu konuda yerleşik içtihat oluşturmuştur.

Adi iştirak talebi ilk haczin konulduğu icra dairesine yazılı olarak yapılır. İcra müdürü şartların oluşup oluşmadığını inceler. Haczedilen malların satış bedelinin tüm alacakları karşılamaya yeteceğini tespit ederse, iştirak koşulları sağlansa bile bunu yalnızca haciz tutanağına şerh olarak düşer; alacaklılar zaten tamamını alacaktır. Mallar yetersizse iştiraki kabul ederek sıra cetveli düzenlenmesini sağlar. 

Hacze imtiyazlı iştirak ise İİK 101 kapsamında düzenlenir ve daha önceden yapılmış kesinleşmiş bir takip şartı aranmaz. Borçlunun eşi ve ergin olmayan çocukları, borçlunun vasi ya da kayyımı olduğu kişiler evlenme, velayet veya vesayetten kaynaklanan alacakları için takip yapmaksızın hacze katılabilirler. Borçlunun reşit çocukları ise Medeni Kanun’un 321. maddesine dayanan alacakları için her zaman takipsiz olarak hacze iştirak edebilirler. Sulh mahkemesi de küçükler ve vesayet altındakiler adına aynı biçimde iştirak edebilir.

İmtiyazlı iştirakte özel bir zaman kısıtlaması da mevcuttur. Borçlunun eşi, küçük çocukları ve vasi ya da kayyım olunan kişilerin bu hakkı kullanabilmesi için haciz, evlilik, velayet veya vesayet ilişkisinin sürdüğü dönemde ya da bu ilişkilerin sona ermesinden itibaren en geç bir yıl içinde konulmuş olmalıdır. Bir dava veya takibin devam ettiği süre bu bir yıllık hesabın dışında tutulur.

İmtiyazlı iştirak talebinin ardından icra müdürü borçluya ve ilk haczi koyan alacaklıya 7 gün itiraz süresi tanır. İtiraz olmazsa iştirak kesinleşir. İtiraz olursa talep geçici olarak kabul edilir ve iştirak talep eden alacaklıya 7 gün içinde genel mahkemede dava açması gerektiği bildirilir. Dava açılmazsa iştirak talebi kesin olarak reddedilir.

Alacaklılar Arasında Öncelik ve Sıra Cetveli

Hacze iştirak eden alacaklıların satış bedeli üzerindeki payları sıra cetveliyle belirlenir. Sıra cetveli, satış sonucu icra veznesine giren paranın hangi alacaklıya ne kadar ödeneceğini gösteren resmi belgedir. İcra müdürü sıra cetvelini düzenlemekle yükümlüdür.

Sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için birden fazla alacaklının varlığı ve satış bedelinin tüm alacakları karşılamaması şartı aynı anda gerçekleşmelidir. Tek alacaklı varsa ve bedel alacağı karşılamıyorsa sıra cetveli düzenlenmez; alacaklıya aciz belgesi verilir.

Sıra cetvelinde aynı derecede iştirak eden alacaklılar, yani hem İİK 100 hem de İİK 101 kapsamında iştirak edenler, alacak miktarları ve işlemiş faizleriyle birlikte gösterilir. Bu alacaklılar satış bedelinden garameten, yani orantılı biçimde pay alırlar. İlk haczi koyan alacaklının diğerleri üzerinde önceliği yoktur; hepsi aynı derecede tatmin edilir.

Sıra cetvelinde öncelikli alacaklar da yer alabilir. Nafaka alacakları, işçi ücretleri ve bazı kamu alacakları belirli koşullar altında öncelikli sıraya alınır. Bu alacaklar sırası gelince diğerlerinden önce ödenir ve kalanı eşit derecedeki alacaklılar arasında paylaştırılır.

İcra müdürü sıra cetvelini düzenledikten sonra tüm alacaklılara tebligat yapar. Tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde sıra cetveline şikayet yoluyla ya da İİK 142 uyarınca itiraz davası açarak itiraz edilebilir. Bu süre hak düşürücüdür; 7 günü geçiren alacaklı sıra cetvelini artık dava yoluyla tartışamaz. Sıra cetveli kesinleşmeden icra müdürü paraları dağıtamaz. 

Satışa konu taşınmaz üzerinde daha önce düzenlenmiş bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bulunuyorsa bu sözleşmenin tapuya şerh edilip edilmediği sıra cetveli düzenlenirken ayrıca değerlendirilmelidir.

İştirak Talebinin Reddedilmesi Halinde Başvuru Yolları

İcra müdürü iştirak talebini inceleyerek kabul ya da reddeder. Her iki karar da şikayet yoluna taşınabilir; ancak kimin şikayet edebileceği kararın içeriğine göre değişir.

İştirak talebi reddedilirse, talebi yapan alacaklı şikayet yoluna başvurur. İcra müdürünün ret kararına karşı şikayet, İİK 16 uyarınca icra mahkemesine yapılır. Şikayet süresi, ret kararının tebliğ tarihinden itibaren 7 gündür; bu süre hak düşürücüdür, uzatılamaz. Kararın tebliğ edilmediği durumlarda süre öğrenme tarihinden işlemeye başlar.

İştirak talebi kabul edilirse bu kez ilk haczi koyan alacaklı şikayet hakkına sahip olur. Kabul kararına karşı da aynı şekilde 7 günlük süre içinde icra mahkemesine başvurulur. Ancak önemli bir istisna vardır: hacze iştirak kabul edilmesine rağmen diğer alacaklılar alacaklarını tam olarak alabilecek durumdaysa, bu alacaklıların şikayet etmekte hukuki yararı bulunmaz. Şikayet hakkı ancak pay cetveli düzenlendikten sonra alacağını tam olarak alamamış alacaklı için doğar.

İcra mahkemesi şikayeti inceler ve icra müdürünün kararını onar, iptal eder ya da düzeltir. Şikayet duruşmalı yürütülür; taraflar delil sunabilir ve tanık dinletebilir.

Şikayet yolu dışında sıra cetveline itiraz davası da başvurulabilecek bir yoldur. İİK 142 uyarınca sıra cetvelinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz davası açılabilir. Bu dava, sıra cetvelindeki paylaşımın ya da alacaklının sırasının hatalı olduğunu öne süren alacaklı tarafından takibin yapıldığı yer mahkemesinde açılır. Dava sonucunda mahkeme sıra cetvelini değiştirebilir ya da alacaklının payını yeniden belirleyebilir.

İmtiyazlı iştirak talebine itiraz üzerine açılacak dava da aynı 7 günlük süreye tabidir. İtirazın kendisine tebliğ edildiği alacaklı, bu süre içinde genel mahkemede dava açmalıdır. Süre kaçırılırsa iştirak talebi kesin biçimde reddedilir ve bu hakkın yeniden kullanılması artık mümkün değildir.

Tüm bu başvuru yollarında dikkat edilmesi gereken temel nokta sürelerin hak düşürücü nitelik taşımasıdır. İcra hukukunda çoğu süre uzatılamaz ve süre kaçırıldığında hak tamamen yitirilir. İştirak talebinin reddedildiği ya da sıra cetvelinde haklarının zedelendiğini düşünen alacaklıların süreleri kaçırmadan deneyimli bir icra hukuku avukatına danışması, hak kaybının önüne geçilmesi açısından zorunludur.