Değer kaybı tazminatı, aracın bir kazaya karışması sonucu onarılmış olsa bile ikinci el piyasa değerinde meydana gelen azalmayı telafi etmeye yöneliktir. Ancak toplumda yaygın bir yanlış kanı, her kazanın otomatik olarak değer kaybı hakkı doğurduğudur. Gerçekte, her kaza bu tazminatın doğması için yeterli değildir. Değer kaybı, yalnızca belirli şartların varlığı hâlinde ve aracın ekonomik değerinde kalıcı azalma meydana gelmesi durumunda talep edilebilir.

Hangi Durumlarda Değer Kaybı Talep Edilemez?
Her kaza, değer kaybı tazminatı hakkı oluşturmaz. Küçük çaplı sürtme, boya işlemiyle giderilebilen çizikler veya aracın estetik görünümünü etkileyen yüzeysel hasarlar genellikle değer kaybı kapsamında değerlendirilmez. Çünkü bu tür onarımlar aracın ekonomik değerinde kalıcı bir düşüş yaratmaz.
Sigorta şirketleri, aracın ikinci el piyasasındaki değerine etki etmeyen hasarlarda ödeme yapmaz. Ayrıca aracın yaşı, kilometresi ve mevcut hasar geçmişi de değerlendirme kriterleri arasındadır. Örneğin, 15 yaşındaki ve yüksek kilometreli bir aracın küçük bir kazaya karışması durumunda, değer kaybı miktarı oldukça düşük çıkar veya hiç doğmaz. Buna karşılık, yeni ve düşük kilometreli bir araçta aynı hasar çok daha yüksek değer kaybına neden olabilir.
Kusurlu Taraf Değer Kaybı Talep Edebilir mi?
Kusurlu sürücü kendi hatasıyla neden olduğu kazadan dolayı değer kaybı talep edemez. Değer kaybı hakkı, yalnızca kusursuz veya kısmen kusurlu araç sahiplerine tanınır. Yani tamamen kusurlu bir sürücü, hem aracının onarım masraflarını hem de değer kaybını kendisi karşılamak zorundadır.
Buna karşılık, kazada yalnızca belirli bir oranda kusuru bulunan sürücüler, kusur oranı dışında kalan zararları için değer kaybı talebinde bulunabilirler. Örneğin yüzde 30 oranında kusurlu bir sürücü, kalan yüzde 70 oranındaki zararı için karşı tarafın sigorta şirketine başvuru yapabilir. Bu nedenle, kusur oranının doğru belirlenmesi büyük önem taşır; aksi takdirde tazminat talebi reddedilebilir.
Aracın Daha Önce Hasar Kaydı Olması Değer Kaybı Hakkını Engeller mi?
Bir aracın geçmişte hasar kaydının bulunması, yeni bir kazada değer kaybı hakkını tamamen ortadan kaldırmaz. Ancak bu durum, tazminat miktarını doğrudan etkiler. Çünkü araç zaten önceki kazalar nedeniyle değer kaybına uğramıştır. Bu nedenle yeni kazanın etkisi, aracın piyasa değerinde daha sınırlı bir azalma yaratır.
Sigorta şirketleri ve bilirkişiler, değer kaybı hesaplaması yaparken aracın geçmiş hasar kayıtlarını dikkate alır. Eğer aynı parça daha önce onarılmış veya değiştirilmişse, ikinci bir onarım aynı düzeyde değer kaybı doğurmaz. Buna rağmen araçta farklı bölümlerde yeni hasarlar oluşmuşsa, bu kısımlar için yeniden değer kaybı talep edilebilir. Her olay, aracın teknik durumu ve hasar geçmişiyle birlikte değerlendirilir.
Değer Kaybı Talebi Nasıl Yapılmalıdır?
Değer kaybı tazminatı talebi için öncelikle kazaya ilişkin belgelerin eksiksiz şekilde hazırlanması gerekir. Bunlar arasında kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, onarım faturaları, fotoğraflar ve araç ruhsatı bulunur. Bu belgelerle birlikte kusurlu aracın sigorta şirketine başvuru yapılır. Sigorta şirketi, başvuruyu 15 iş günü içinde değerlendirir.
Eğer sigorta şirketi başvuruyu reddeder veya eksik ödeme yaparsa, araç sahibi Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir. Komisyon, bilirkişi incelemesiyle değer kaybını yeniden hesaplar. Ayrıca, sigorta şirketine karşı doğrudan dava açılması da mümkündür. Bu süreçte uzman desteği almak, hem sürecin hızlanmasını hem de tazminat miktarının doğru hesaplanmasını sağlar.
Değer kaybı, her kaza için otomatik doğan bir hak değildir. Ancak şartları oluştuğunda, araç sahiplerinin maddi kayıplarını dengeleyen önemli bir tazminat yoludur. Bilinçli hareket edilmesi, belgelerin doğru hazırlanması ve gerektiğinde hukuki destek alınması, bu hakkın eksiksiz kullanılmasını sağlar.