Araç Değer Kaybı Nedir? Nasıl Alınır? 2026

Araç değer kaybı, bir trafik kazası sonrası aracın hasar görmesi ve tamir edilmesine rağmen ikinci el piyasa değerinin düşmesi durumudur. Hasar geçmişi bulunan bir aracın değeri, hasar almamış aynı model ve özelliklere sahip bir araca göre daha düşük olacaktır. Bu durum, aracın ikinci el pazarındaki alıcıların hasar geçmişine olan hassasiyetinden kaynaklanmaktadır. Özellikle Türkiye’de 2026 itibarıyla ikinci el araç piyasasında yaşanan fiyat artışları ve değişkenlikler, araç değer kaybının daha da önemli bir konu haline gelmesine neden olmuştur.

Trafik kazaları sonrasında aracınız tamir edilse bile, kazalı geçmişi nedeniyle ikinci el piyasa değerinde bir düşüş yaşanır. İşte bu araç değer kaybı, aracın kaza öncesi hasarsız piyasa değeri ile kaza sonrası onarılmış hâlde ki piyasa değeri arasındaki farkı ifade eder​.

Kaza kayıtları (TRAMER kayıtları) aracın geçmişinde göründüğünden, potansiyel alıcılar onarılmış bir araca, aynı model hasarsız araca kıyasla daha düşük talep gösterirler. Sonuç olarak, araç sahibi kusursuz olsa bile aracı kazaya karıştığında, onarım sonrası aracının piyasa değeri düşecektir. Bu maddi kaybın giderilmesi amacıyla talep edilen tazminata araç değer kaybı tazminatı denir.

Araç değer kaybı, trafik kazalarındaki gerçek zarar kalemlerinden biridir. Yargıtay’ın da vurguladığı üzere, kazada onarılan aracın hasarsız hâle göre değerindeki azalma gerçek zararın parçasıdır. Örneğin, arabanızın piyasa değeri kaza öncesi 200.000 TL iken, tamir edildikten sonra alıcılar tarafından 180.000 TL’ye düşüyorsa aradaki 20.000 TL’lik fark değer kaybıdır. İşte bu tutarın, kazaya sebebiyet veren taraftan veya onun sigortacısından talep edilmesi mümkündür.

Güncel Değer Kaybı Hesaplama 2026

Araç değer kaybının hesaplanması, aracın kaza olmasaydı piyasa değeri ile kaza sonrasında onarım görmüş halinin piyasa değeri arasındaki farkın bulunması esasına dayanır. Yargıtay içtihatlarına göre, değer kaybı hesabında şu kriterler göz önüne alınır: “Aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarıldıktan sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış (kazadan önceki) haldeki değeri arasındaki fark dikkate alınmalıdır. Bu belirleme yapılırken aracın markası, modeli, yaşı, kilometresi ve hasar gören kısımların niteliği hesaba katılmalıdır.”. Yani lüks bir araç ile ekonomik bir aracın aynı hasarı alması farklı değer kayıplarına yol açabilir; yine yeni bir araçta aynı hasar, eski bir araca göre ikinci el değerini daha fazla düşürebilir. Bu nedenle her olayda araç özelinde bir değerlendirme şarttır.

Değer kaybı miktarı genellikle uzman bilirkişi veya sigorta eksperleri tarafından teknik formüller kullanılarak hesaplanır. Sigorta şirketleri, geçmişte Hazine Müsteşarlığı’nca belirlenmiş olan Genel Şartlar ekindeki formülü uyguluyordu. Ancak yukarıda belirtildiği gibi, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarından sonra bu sınırlayıcı formül uygulaması ortadan kalkmıştır. Artık gerçek piyasa değer kaybı esas alınmalıdır. Bu da çoğu durumda, eski formüle kıyasla daha yüksek tazminat tutarları anlamına gelmektedir, özellikle de araç değerinin yüksek veya hasarın ciddi olduğu kazalarda. Yargıtay’ın 2019 tarihli bir kararında, alt mahkemenin genel şartlara göre düşük hesap yapan bilirkişi raporuna dayanması eleştirilmiş ve “değer kaybı hesabında, hasarsız ikinci el değeri ile onarım görmüş ikinci el değeri farkı kriteri esas alınmalı” denilerek karar bozmuştur. Bu örnek, doğru hesaplama yönteminin önemini gösterir.

Hesaplamada dikkat edilen bazı noktalar şunlardır:

  • Araç Yaşı ve Kilometresi: Çok eski ve yüksek kilometreli araçlarda ikinci el piyasasında zaten belirli bir değer düşüşü yaşanmaktadır. Ancak bu, kaza nedeniyle oluşan ekstra değer kaybının olmadığı anlamına gelmez. Sadece hesaplanırken aracın genel amortismanı ile kaza kaynaklı kaybın ayrıştırılması gerekir.
  • Hasar Gören Parçalar: Aracın taşıyıcı şasi, direkler, motor gibi kritik aksamları hasar gördüyse, değer kaybı genellikle daha yüksek olur. Buna karşılık kaporta üzerindeki küçük çizik veya ezikler, tampon değişimleri gibi küçük ölçekli hasarlar değer kaybı yaratmayabilir veya ihmal edilebilir düzeydedir. Nitekim “mini onarım ile giderilebilen basit kaporta, tampon, cam, lastik gibi hasarlar değer kaybı teminatı kapsamında sayılmaz”.
  • Önceki Hasar Kaydı: Değer kaybı talep edilen bölgede araçta önceden bir hasar ve onarım varsa, yeni kazayla ilgili ekstra bir değer düşüşü olmayabilir. Örneğin daha önce boyanmış bir kapı yeniden hasar görürse, ikinci kez boyanması aracın değerini ilk boyadan sonraki haline göre daha da düşürmeyebilir. Bu gibi durumlarda sigorta şirketleri çift tazminat olmaması için önceki hasar kayıtlarını inceleyip gerekirse ödemede kesinti yapabilir. Uygulamada, aracın ağır hasarlı (pert kayıtlı) olması durumunda da değer kaybı talep edilemeyeceği kabul edilir, çünkü zaten araç perte ayrılmışsa ikinci el değeri teknik olarak kalmamıştır.

Değer kaybı hesaplaması her ne kadar teknik bir konu olsa da, adil bir tazminat için doğru hesap yapılması şarttır. Bu noktada bazen birden fazla bilirkişi raporuna ihtiyaç duyulabilir; sigorta şirketi bir rakam çıkarırken, mahkeme başka bir bilirkişiden farklı bir hesaplama talep edebilir. Yargıtay kararları, hesaplamanın hangi esaslara göre yapılması gerektiğini ortaya koyarak alt mahkemelere yol göstermektedir. Nihai olarak amaç, kazanın araçta yarattığı gerçek değer düşüklüğünün tam karşılığının ödenmesidir.

Trafik Kazalarında Haksız Fiil Sorumluluğu, Kusur Oranı ve İspat Yükü

Trafik kazalarında haksız fiil sorumluluğu, kusurlu tarafın zararları tazmin etmesini öngörür. Bu noktada kusur oranı kritik bir kavramdır. Kusurun tamamen sizde olmaması şarttır: Eğer kazada %100 kusurlu iseniz, kendi aracınızın değer kaybını karşı taraftan talep edemezsiniz. Değer kaybı tazminatı talep edebilmek için genellikle kusursuz veya daha az kusurlu taraf olmanız gerekir​.

Örneğin, kazada %20 kusurlu iseniz, karşı taraf %80 kusurlu ise, kendi kusurunuz oranında (bu örnekte %20) tazminattan indirim yapılabilir. Bu ilke TBK m.52’de ifadesini bulur: zarar görenin kusuru tazminat miktarını azaltır veya tamamen ortadan kaldırabilir. Dolayısıyla, kusur paylaşımı oranında, değer kaybı talebiniz hesaplanırken bir kesinti olabileceğini unutmamalısınız.

Kazanın nasıl meydana geldiği ve kusur oranları kaza tespit tutanağı ve gerekirse bilirkişi raporları ile belirlenir. İspat yükü bakımından, değer kaybı talebinde bulunan taraf olarak siz; kazanın karşı tarafın kusuruyla meydana geldiğini ve aracınızda x miktarda değer kaybı oluştuğunu belgelemek durumundasınız. İspat araçları arasında polis veya jandarma tarafından düzenlenen kaza raporu, fotoğraflar, tanık beyanları ve özellikle ekspertiz (değer kaybı) raporu bulunur. Uygulamada, kazadan sonra aracın tamirine ilişkin servis faturaları ve onarım kayıtları da değer kaybının tespitinde yararlı olabilir.

Ekspertiz raporu genellikle uzman bir araç değerleme eksperi tarafından hazırlanır ve aracınızın kaza öncesi değeri ile kaza sonrası onarılmış değerini ortaya koyar. Bu rapor, sigorta şirketine başvuru yaparken veya dava sürecinde hakimin bilirkişi incelemesi yaptırması halinde kritik önem taşır. Raporun teknik kısmında aracın marka-model bilgileri, yaşı, kilometresi, hasar gören parçaların niteliği gibi unsurlar değerlendirilerek değer kaybı hesaplanır. Eğer sigorta sürecinde kendi imkanlarınızla bir değer kaybı uzman raporu alırsanız, başvuru dosyanıza bunu ekleyerek talebinizi destekleyebilirsiniz.

Araç Değer Kaybı Şartları

Bir aracın değer kaybına uğradığının kabul edilmesi ve tazminat talep edilebilmesi için bazı hukuki ve teknik şartların sağlanması gerekir. Bu şartlar, 2026 yılı itibarıyla trafik hukuku ve sigorta uygulamalarında güncellenmiş prosedürler doğrultusunda belirlenmiştir. Değer kaybı tazminatı talep etmek için aşağıdaki temel kriterler yerine getirilmelidir:

  1. Kazanın karşı tarafın kusuruyla gerçekleşmiş olması: Değer kaybı talebi, kazaya sebep olan tarafın kusur oranına bağlıdır. Eğer kazada tamamen mağdur tarafın kusuru varsa, değer kaybı talep edilemez.
  2. Araçta hasar meydana gelmesi: Hasarın fiziksel olarak araç üzerinde etkili olması gerekir. Çok küçük veya kozmetik hasarlar, değer kaybı kapsamına alınmayabilir.
  3. Sigorta kapsamında olması: Karşı tarafın trafik sigortası bulunması ve bu sigortanın kazayı karşılıyor olması gerekir.
  4. Onarım işleminin tamamlanmış olması: Aracın değer kaybı tazminatı talep edebilmesi için onarım sürecinin tamamlanmış ve hasarın giderilmiş olması gerekir.

Bu şartların sağlanıp sağlanmadığını doğru bir şekilde analiz etmek, sürecin en önemli adımlarından biridir. Hukuki süreçlerde uzman desteği, hak kayıplarını önlemek adına büyük önem taşır.

Araç Değer Kaybında Sigorta Şirketlerinin Sorumluluğu ve Uygulamaları

Trafik kazalarında kusurlu tarafın zorunlu trafik sigortası (ZMSS poliçesi) normalde değer kaybı dahil maddi zararları karşılamakla yükümlüdür. KTK ve TTK hükümleri gereğince, sigortacı poliçe kapsamında kalan zararları ödemek zorundadır. Bu yasal zorunluluğa rağmen, uygulamada sigorta şirketlerinin değer kaybı taleplerine yaklaşımı her zaman sorunsuz olmayabilir. Sigorta şirketleri, kârlılıklarını korumak adına bazen tazminat taleplerini asgari seviyede tutma eğiliminde olabilirler​.

Örneğin, başvurunuzda talep ettiğiniz değer kaybını yüksek bulup, size çok daha düşük bir uzlaşma teklifi sunabilirler veya çeşitli bahanelerle talepleri tamamen reddedebilirler.

Sigorta şirketlerinin sıkça başvurduğu yöntemlerden biri, süreçleri mümkün olduğunca uzatmak ve müştekiyi yıldırmaktır. Kanunen, kendilerine iletilen tazminat başvurusunu 15 gün içinde yazılı olarak cevaplamak zorundadırlar. Ancak pratikte, “eksik evrak” iddiasıyla dosyanızı bekletmek, sürekli ek belge talep etmek gibi yollarla 15 günlük süreyi aşmaya çalışabilirler​

. Örneğin, başvurunuza tüm gerekli evrakları eklemiş olsanız bile, sigorta şirketi “faturanızı aslını istiyoruz” ya da “fotoğraflar yetersiz, aracı eksper görmeli” diyerek dosyayı incelemeyi geciktirebilir. Evraklar tamamlanıp yasal olarak ödemek zorunda oldukları noktaya gelindiğinde ise, bu kez de gerçek meblağdan daha azını ödeme yoluna gidebilirler veya temelsiz gerekçelerle ödemeyi tamamen reddedebilirler​.

Sigorta şirketleri geçmişte genel şartlar doğrultusunda bazı kısıtlamalar uygulamaktaydı. Örneğin, kiralık araçlar, taksiler veya ticari araçlar için değer kaybı ödenmez gibi poliçe şartları vardı. Ancak Anayasa Mahkemesi kararları sonrasında, bu tür genel şart kısıtlamaları geçerliliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Mağdurun gerçek zararının karşılanması ilkesi, sigortacının ana yükümlülüğü haline gelmiştir​.

Yine de, bazı sigortacıların “mini hasar, değer kaybı oluşturmaz” gibi eski uygulamaları ileri sürdüğü görülebiliyor. Burada önemli olan, hukuken hak ettiğiniz tazminatı kararlılıkla talep etmektir.

Sigorta şirketinin tutumuna birkaç senaryo üzerinden bakabiliriz:

  • Olumlu Senaryo: Sigorta şirketi başvurunuzu inceleyip, talep ettiğiniz değer kaybını makul bulur ve 15 gün içinde ödeme yapar. Bu durumda sorun en hızlı şekilde çözülmüş olur. Maalesef uygulamada bu senaryo nadiren gerçekleşir; çoğu zaman bir pürüz çıkmaktadır.
  • Eksik Ödeme veya Red: Sigorta şirketi, örneğin 20.000 TL talep ettiğiniz bir dosyada “bizim hesaplarımıza göre değer kaybınız 10.000 TL” diyerek kısmi ödeme teklif edebilir. Ya da araç daha önce hasarlıydı, yüksek km’liydi gibi argümanlarla “ödemeyeceğiz” diyebilir. Böyle bir cevapla karşılaştığınızda yapmanız gereken, itiraz ederek yasal yollara başvurmak olmalıdır. Çünkü Yargıtay ve Tahkim kararları, sigortacıların bu tür keyfi eksiltmelerine prim vermemektedir.
  • Hiç Cevap Vermeme: Sigorta şirketi 15 gün içinde yanıt vermezse, zımnen talebinizi reddetmiş sayılır. Bu da sizin için dava veya tahkim yolunu açar (aşağıda değineceğiz). Asla “sigorta dönmedi, konu kapandı herhalde” diye düşünmeyin; aksine, cevap vermemeleri sizin lehinizedir çünkü direkt hukuki yola başvurabilirsiniz.

Sigorta şirketleri değer kaybı ödememek veya azaltmak yönünde hareket edebilir; ancak kanun ve içtihatlar mağdur araç sahibini korumaktadır. Bu noktada haklarınızı bilmek ve gerekiyorsa hukuki süreçleri başlatmaktan çekinmemek önemlidir. Sigorta Tahkim Komisyonu ve mahkeme süreci, sigortanın olumsuz tutumuna karşı en güçlü silahlarınızdır.

Değer Kaybı Talebi İçin Gerekli Belgeler ve Başvuru Süreci

Bir araç değer kaybı talebi hazırlarken, başvurunuzun eksiksiz ve güçlü olması için aşağıdaki belgeleri temin etmelisiniz:

  • Kaza Tespit Tutanağı: Maddi hasarlı trafik kazası sonrası taraflarca doldurulan veya polis tarafından düzenlenen tutanak en temel belgedir. Bu tutanak, kazanın oluş şeklini, tarafların beyanlarını ve genellikle kusur oranlarını içerir. Kusur dağılımının gösterilmesi, talebinizin dayanağı açısından kritiktir.
  • Trafik Poliçesi Bilgileri: Karşı tarafın (kazada kusurlu aracın) zorunlu trafik sigortası poliçesinin bir örneği veya en azından poliçe numarası ve sigorta şirketi bilgisi gerekir. Bu bilgilere kaza tespit tutanağından veya TRAMER sistemi sorgularından ulaşılabilir. Başvurunuzu doğru adrese yapmak için, kusurlu aracın hangi sigorta şirketine sigortalı olduğunu bilmelisiniz.
  • Araç Ruhsat ve Sürücü Belgesi Bilgileri: Kendi aracınızın ruhsat fotokopisi, sizin kimlik veya ehliyet fotokopiniz başvuru dosyasına konulur. Sigorta şirketi bu belgelerle, talep eden kişinin gerçekten zarar gören araç sahibi olduğunu teyit eder.
  • Hasar Fotoğrafları: Kaza sonrası aracınızın hasarlı halini gösteren fotoğraflar çok önemlidir. Bu fotoğraflar hasarın boyutunu ve hangi parçaların zarar gördüğünü ortaya koyar. Mümkünse kazanın hemen ardından, aracın konumu bozulmadan çekilmiş fotoğraflar (dört bir yandan ve yakın detaylar) sağlamanız değer kaybı hesabında işe yarar​.
  • Tamir Belgeleri: Aracınızın kazadan sonra tamir edildiğine dair servis faturaları, parça değişim listeleri, ekspertiz raporları gibi belgeleri de eklemek gerekir. Bu belgeler, hangi parçaların orijinal/yansanayi ile değiştiğini, boya yapılıp yapılmadığını, onarım masrafının ne kadar olduğunu gösterir. Değer kaybı, genelde tamir masrafından bağımsız bir kalem olsa da, hasarın ciddiyetini ve onarım süresini ortaya koymaları açısından önem taşır.
  • Değer Kaybı Uzman Raporu (Varsa): Bazı durumlarda, başvuru öncesi bağımsız bir otomotiv eksperine değer kaybı hesaplatmak mümkündür. Eğer böyle bir rapor edindiyseniz, sigorta şirketine sunmak üzere dosyanıza ekleyebilirsiniz. Bu rapor resmi bir zorunluluk değil, ancak talebinizi destekleyen teknik bir belgedir.
  • Sigorta Şirketine Başvuru Dilekçesi: Tüm bu belgeleri ek yaparak hazırlayacağınız resmi talep yazısı, sürecin başlangıcıdır. Dilekçede kaza tarihi, yeri, taraflar, poliçe bilgileri, kusur durumu ve talep ettiğiniz tazminat tutarı açıkça belirtilmelidir. Ayrıca ekli belgeler listelenerek, başvurunun dayanakları sunulur. Bu dilekçeyi, ilgili sigorta şirketinin hasar birimine iadeli taahhütlü posta, kargo veya e-posta yoluyla ilettiğinizde başvurunuz resmen yapılmış olur.

Başvurunuzu yaptıktan sonra sigorta şirketinin cevabını beklemeye başlarsınız. Bu süreçte sigorta eksperleri hasar dosyasını inceleyip size dönüş yapabilirler. Eksik gördükleri belge varsa talep ederler (örneğin bazen “araç onarım fotoğrafları” veya “daha detaylı bilirkişi raporu” isteyebilirler). İstenen makul ek bilgileri sağlamak sürecin hızlanmasına katkı sağlayabilir.

Eğer 15 gün içinde olumlu veya olumsuz bir cevap gelmezse, başvurunuz zımnen reddedilmiş sayılır. Bu durumda artık tahkim veya dava aşamasına geçebilirsiniz (yukarıda bunları detaylı açıkladık). Sigorta olumsuz cevap verirse de, o cevaptaki gerekçeleri değerlendirip yine aynı şekilde hukuki yollara başvurmanız gerekir.

Başvuru sürecinde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da zamanlama ve zamanaşımıdır. Değer kaybı talebinizi kazadan itibaren 2 yıl içinde yapmanız önemlidir. Bu süre geçtikten sonra sigorta şirketi, zamanaşımı itirazı ileri sürerek ödeme yapmayı reddedebilir. Dolayısıyla kazayı takiben mümkün olan en kısa sürede evraklarınızı toplayıp başvurunuzu gerçekleştirmelisiniz. Başvuru yapmanız, yasal zamanaşımını kesintiye uğratacak ve süreç devam ettiği sürece hak düşümü riskini ortadan kaldıracaktır.

Araç Değer Kaybı için Rapor Nasıl Hazırlanır?

Araç değer kaybı tazminat talebi için hazırlanacak rapor, sürecin en kritik unsurlarından biridir. Bu rapor, aracın kazadan önceki ve sonraki durumunu detaylı bir şekilde değerlendirir ve değer kaybı miktarını belirler. Rapor, genellikle aşağıdaki adımları içerir:

  1. Hasar Analizi: Kazanın ardından araç üzerinde oluşan hasarlar detaylı bir şekilde incelenir. Hangi parçaların değiştiği, hangi parçaların onarıldığı gibi detaylar rapora eklenir.
  2. Piyasa Değeri Tespiti: Aracın kaza öncesi piyasa değeri belirlenir. Bu aşamada aracın yaşı, kilometresi, marka ve modeli gibi özellikler dikkate alınır.
  3. Değer Kaybı Hesaplama: Hasar durumuna göre aracın ikinci el değerindeki azalma miktarı hesaplanır. Bu hesaplama, uzman bilirkişi tarafından yapılır ve rapora dahil edilir.

Arin Hukuk olarak, bu raporların hazırlanması sürecinde uzmanlarımızla müvekkillerimize destek veriyor ve hak edilen tazminatın doğru bir şekilde belirlenmesini sağlıyoruz.

Araç Değer Kaybı Tazmininden Kim Sorumludur?

Araç değer kaybı tazminatından genellikle kazaya sebebiyet veren tarafın zorunlu trafik sigortası sorumlu tutulur. Türkiye’de zorunlu trafik sigortası, kazalarda karşı tarafa verilen maddi zararları karşılamakla yükümlüdür. Bu zararlar arasında araç değer kaybı da bulunmaktadır.

Ancak, değer kaybı tazminatı talep edilirken dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır:

  1. Kusur Oranı: Trafik kazası sonrasında değer kaybı alabilmeniz için tüm kusurun sizde olmaması gerekmektedir. Karşı tarafın kusur oranına göre tazminat başvurusu yapılabilir. Örneğin; değer kaybınız 100.000 TL olarak belirlendi ve karşı taraf %100 kusurlu ise 100.000 TL tazminata hak kazanırsınız. Eğer karşı taraf %75 kusurlu ise 75.000 TL tazminata hak kazanırsınız.
  2. Sigorta Şirketinin Rolü: Sigorta şirketleri, değer kaybı taleplerini genellikle minimum seviyede ödemeye çalışır. Bu nedenle, doğru bir hukuki süreç yönetimiyle haklarınızı savunmanız önemlidir.

Araç Değer Kaybı Avukatlık Ücretini Kim Öder?

Değer kaybı davalarında avukatlık ücretleri, genel olarak haksız çıkan tarafın ödemesi gereken bir masraf olarak belirlenir. 2026 yılı itibarıyla hukuki süreçlerde uygulanan güncel düzenlemelere göre, dava sonunda kazanan tarafın avukatlık ücreti, kaybeden tarafın üzerine yüklenir. Bu durum, özellikle sigorta şirketlerinin ödemesi gereken tazminatlarda da geçerlidir.

Ancak, dava sürecinin başında avukatlık ücretlerinin nasıl ödeneceği, dava sonunda oluşacak masrafların nasıl paylaşılacağı konusunda net bir bilgi almak için uzman bir avukatla görüşmek faydalıdır. Arin Hukuk olarak, bu süreçte müvekkillerimize şeffaf bir hizmet sunarak hak kaybı yaşanmamasını sağlıyoruz.