İlamsız icra takibi, elinde herhangi bir mahkeme kararı, senet veya hüküm niteliğinde belge bulunmayan alacaklıların, doğrudan icra dairesine başvurarak başlattığı icra takip türüdür. Bu takipte borcun varlığı yargı kararıyla değil, alacaklının beyanına dayanarak iddia edilir. Bu nedenle borçluya tanınan itiraz hakkı önemli bir yer tutar.
Genellikle faturaya dayanan ticari borçlar, kira alacakları ya da yazılı olmayan borç ilişkilerinden doğan talepler bu yöntemle tahsil edilmeye çalışılır. İlamsız takip, Türkiye’de icra işlemlerinin en çok başvurulan türüdür ve hızlı sonuç alınabilmesi nedeniyle alacaklılar tarafından sıkça tercih edilir.
İlamsız İcra Takibi Nasıl Başlatılır?
İlamsız takip başlatmak için alacaklı ya da vekili, alacaklının ikametgahı veya borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesine giderek takip talebinde bulunur. Takip talebinde, alacak miktarı, borçlu bilgileri, alacağın dayanağı ve ödeme talebi gibi bilgiler yer alır.
Takip talebinin ardından icra müdürlüğü, borçluya bir ödeme emri gönderir. Bu ödeme emri, borçlunun borcunu yedi gün içinde ödemesini ya da aynı süre içinde borca itiraz etmesini ister. Borçlu ödeme yapmaz ve itirazda bulunmazsa takip kesinleşir ve alacaklı haciz talebinde bulunabilir.
İcra takibi UYAP sistemi üzerinden de elektronik ortamda başlatılabilir. Özellikle avukatlar, takip işlemlerini online platformlar üzerinden gerçekleştirerek süreci daha hızlı yürütür.
İlamsız Takip ile İlâmlı Takip Arasındaki Fark Nedir?
İlamsız takip ile ilamlı takip arasındaki en temel fark, takibin dayandığı belge veya hüküm farkıdır. İlamsız takipte herhangi bir mahkeme kararı gerekmezken, ilamlı takip yalnızca mahkeme kararı (ilam), mahkemece onaylanmış belge ya da noter senedi gibi belgelere dayanılarak yapılabilir.
İlamsız takipte borçlu, borca itiraz ederek takibi durdurabilirken, ilamlı takipte bu tür bir itiraz imkanı yoktur. Borçlu, ilamlı takipte sadece sınırlı nedenlerle icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurabilir. Ayrıca ilamlı takipte ödeme süresi yedi yerine yirmi gündür ve ödeme emri daha bağlayıcı niteliktedir.
İlamsız takip, ispat yükünün daha sonra alacaklıda olduğu bir süreçtir; bu nedenle borçlu süresinde itiraz ederse, alacaklı genel mahkemede alacağını ispat etmek zorundadır.
İlamsız Takipte Borçluya Ne Kadar Süre Verilir?
Borçluya tanınan süre, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gündür. Bu süre içinde borçlu, borcun tamamına ya da bir kısmına itiraz edebilir ya da borcunu ödeyebilir. Bu yedi günlük süre, hak düşürücü niteliktedir ve süresi içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir.
Eğer borçlu, bu süre içinde itiraz etmez ve borcu da ödemezse, alacaklı haciz işlemlerine geçebilir. Ancak borçlu bu süreden sonra borcun ödendiğini ya da mevcut olmadığını ileri süremez; artık icra takibi kesinleşmiş olur. Bu nedenle borçlunun tebliği aldığı andan itibaren süreci yakından takip etmesi ve gerekirse hukuki destek alması büyük önem taşır.
Borçlu İlamsız Takibe Nasıl İtiraz Edebilir?
Borçlu, kendisine gelen ödeme emrine karşı yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak itiraz edebilir. İtiraz, ödeme emrinin gönderildiği icra dairesine yapılır ve imzalı beyan ile kayıtlara geçer. Borçlu, itirazını borcun tamamına ya da bir kısmına yapabilir.
İtirazın konusu, borcun hiç var olmadığı, kısmen ödendiği, alacaklının kişi olarak yetkili olmadığı gibi sebepler olabilir. Borçlu, itirazı ile birlikte artık takip işlemlerini durdurmuş olur. Takip durduğu için alacaklı, borçlunun itirazını bertaraf etmek ve icra işlemlerine devam edebilmek için itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması talebi yoluna gitmelidir.
Bu aşamada süreç daha karmaşık hale gelebilir ve mahkeme kararı alınması gerekebilir. Dolayısıyla hem alacaklı hem de borçlu açısından süreç iyi yönetilmelidir.
İlamsız Takipten Sonra Haciz Süreci Nasıl İşler?
İlamsız takip kesinleştiğinde, alacaklı haciz talebinde bulunabilir. Haciz isteme süresi, takibin kesinleşmesinden itibaren bir yıldır. Bu süre içinde haciz talebinde bulunulmazsa takip düşer ve yeniden başlatılması gerekir.
Alacaklının haciz talebi üzerine, icra müdürlüğü borçlunun mal varlığını tespit eder. Bu aşamada borçlunun banka hesapları, araçları, taşınmazları veya üçüncü kişilerdeki alacakları haczedilebilir. Haciz işlemi fiziki ya da elektronik ortamda yapılabilir. Haciz sonrasında mallar satılarak elde edilen gelir, alacaklıya ödenir.
Borçlu, haciz işleminin durdurulmasını istiyorsa ya borcu tamamen ödemeli, ya takibin durdurulması için mahkeme kararı almalı ya da taşınmaz malların korunmasına dair yasal haklarını kullanmalıdır. Haciz süreci, alacağın tahsilat aşamasında en kritik bölümdür ve usule uygun yürütülmesi gerekir.