Mirasçılardan Mal Kaçırma Nedir?

Mirasçılardan mal kaçırma, bir kişinin vefatından önce sahip olduğu malvarlığını, yasal mirasçıların haklarını zedeleyecek şekilde devretmesi ya da gizlemesi anlamına gelir. Bu durum, genellikle murisin (miras bırakanın), gerçek niyeti dışında yapılan hukuki işlemlerle malvarlığının üçüncü kişilere aktarılması şeklinde ortaya çıkar. Hukuk sistemimizde bu tür eylemler, özellikle muris muvazaası kavramı kapsamında değerlendirilir. Muris, malını bağışlıyor gibi gösterip satış yapmış gibi işlem yaparak mirasçılardan mal kaçırabilir. Bu tür işlemler, özellikle mirasçılar arasında eşitsizlik yaratma amacı güttüğünde daha ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.

Mal kaçırma eylemleri, genellikle yakın akrabalara ya da güvendiği kişilere yapılan devirlerle hayata geçirilir. Görünüşte satış ya da başka bir hukuki işlem gibi gösterilen bu devirler, aslında bağış niteliğindedir ve mirasçının hakkının ihlal edilmesine neden olur. Miras bırakan kişinin gerçek iradesi ile yaptığı işlemin görünen şekli birbirine uymadığında, bu tür işlemler muvazaalı kabul edilebilir ve iptali talep edilebilir. Mirasçılar, bu durumda dava açarak haklarını arayabilirler. Ancak bu süreçte delillerin toplanması, işlemin muvazaalı olduğunun ispat edilmesi gibi hukuki detaylar oldukça önemlidir.

Mirasçılardan Mal Kaçırma Davasında Hangi Belgeler Delil Sayılır?

Mirasçılardan mal kaçırma iddiasıyla açılan davalarda delil konusu oldukça kritiktir. Çünkü bu davalar genellikle murisin vefatından sonra açıldığından, işlem sırasında taraflardan biri artık hayatta değildir. Bu da davanın ispat yükünü ağırlaştırır. Türk hukuk sisteminde yazılı deliller esas alınmakla birlikte, muris muvazaasına dayalı davalarda tanık beyanlarına da başvurulabilir. Yargıtay kararları, bu tür davalarda istisnai olarak tanık deliline izin verildiğini ortaya koymaktadır.

Delil olarak kullanılabilecek belgeler arasında tapu kayıtları, işlem sırasında imzalanan satış sözleşmeleri, banka dekontları, murisin el yazısıyla yazılmış notlar ya da vasiyetnameler yer alabilir. Ayrıca murisin hayattayken çevresine yaptığı beyanlar, işlem yapılan üçüncü kişinin murisle olan ilişkisi, işlem karşılığında herhangi bir bedel ödenip ödenmediği gibi hususlar da değerlendirmeye alınır. Bu noktada, uzman bir avukatın rehberliğiyle delil stratejisinin oluşturulması büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki, her belge delil niteliği taşımaz; ancak bütünsel olarak değerlendirildiğinde, birçok küçük ayrıntı bir araya gelerek büyük resmi ortaya koyabilir.

Saklı Paylı Mirasçılar Mal Kaçırmaya Karşı Ne Yapabilir?

Saklı paylı mirasçılar, Türk Medeni Kanunu kapsamında özel olarak korunmuş mirasçılardır. Bunlar arasında altsoy (çocuklar, torunlar), anne-baba ve eş yer alır. Muris, bu kişilerin saklı payını ortadan kaldıracak şekilde tasarrufta bulunamaz. Ancak uygulamada, murislerin kimi zaman bu sınırlamaları göz ardı ederek mallarını diğer kişilere devrettiği görülür. Saklı paylı mirasçılar, bu tür bir durumla karşılaştıklarında tenkis davası ya da muris muvazaası davası açabilirler.

Miras bırakanın ölümünden sonra açılacak bu davalarda, murisin saklı payı ortadan kaldırmak amacıyla yaptığı işlemler incelenir. Saklı paylı mirasçı, miras bırakanın yaptığı işlemin gerçek bir satış mı yoksa görünüşte bir işlem mi olduğunu sorgulayarak, miras hakkını korumaya çalışır. Eğer dava başarıyla sonuçlanırsa, söz konusu malvarlığı işlemi geçersiz sayılabilir ya da mirasçının saklı payı geri alınabilir. Saklı paylı mirasçılar açısından önemli olan, süreci geç kalmadan başlatmak ve hukuki delillerle desteklemektir. Zira, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bu tür davalarda kritik rol oynar.

Muris Muvazaası Davası ile Mal Kaçırma Davası Arasındaki Farklar Nelerdir?

Muris muvazaası davası, miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yaptığı işlemlerin iptali için açılan bir dava türüdür. Bu dava, çoğu zaman mal kaçırma davasıyla karıştırılsa da aralarında bazı önemli farklar bulunur. Mal kaçırma davası daha genel bir kavramken, muris muvazaası davası özel bir hukuki dayanağa sahiptir ve Yargıtay içtihatlarıyla gelişmiştir.

Muris muvazaası davasında esas olarak, görünüşte yapılan satış işleminin aslında bir bağış olduğu ve mirasçıların saklı payını ihlal ettiği iddia edilir. Bu davada, murisin iradesi ile işlemin hukuki görünümü arasında fark olup olmadığı araştırılır. Mal kaçırma davaları ise, murisin gerçek niyetiyle çelişen tüm malvarlığı işlemlerini kapsayabilir ve daha geniş kapsamlıdır. Ancak uygulamada, bu iki dava genellikle birlikte anılır çünkü muris muvazaası, mirasçılardan mal kaçırmanın en yaygın hukuki zeminidir.

Yine de aralarındaki önemli farklardan biri, muris muvazaası davalarının sadece tapulu taşınmazlar için açılabilmesidir. Diğer malvarlıkları için farklı dava yolları izlenmelidir. Ayrıca muris muvazaası davaları herhangi bir zamanaşımı süresine tabi değildir, bu da mirasçılar için önemli bir avantajdır. Diğer taraftan, farklı hukuki dayanaklarla açılan mal kaçırma davalarında süreler farklılık gösterebilir.