Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazasından Kaynaklı Tazminat Davaları

Tek taraflı ölümlü trafik kazaları, kazaya yalnızca bir aracın karıştığı ve başka bir sürücünün fiilinin bulunmadığı durumları ifade eder. Bu tür kazalarda, çoğu zaman “başka bir kusurlu yoksa tazminat da yoktur” şeklinde yanlış bir algı oluşur. Oysa hukuki açıdan bakıldığında, tek taraflı kazalar tazminat sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Kazanın niteliği, ölen kişinin sıfatı, sigorta ilişkileri ve kusurun dağılımı birlikte değerlendirilerek tazminat taleplerinin mümkün olup olmadığı belirlenir.

Bu tür kazalarda açılan tazminat davaları genellikle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerine dayanır. Ölen kişinin geride bıraktığı yakınlar, ölüme bağlı olarak ekonomik destekten yoksun kalmışlarsa, bu zararın giderilmesini talep edebilirler. Ayrıca olayın ağırlığına göre manevi tazminat da gündeme gelir. Tek taraflı kazalarda en çok tartışılan konu ise kusurun tamamen ölen kişiye ait olup olmadığı ve bunun tazminat hakkını nasıl etkilediğidir.

Tek Taraflı Kazalarda Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin hayatta olması halinde maddi olarak destek olacağı kişilerin, bu desteğin ölüm nedeniyle ortadan kalkması sonucu uğradıkları zararın giderilmesini amaçlar. Tek taraflı ölümlü kazalarda da, ölen kişinin eşine, çocuklarına, anne ve babasına veya fiilen destek sağladığı diğer kişilere bu tazminat talep edilebilir. Burada belirleyici olan unsur, desteğin fiilen var olması ve ölümle birlikte sona ermiş olmasıdır.

Tek taraflı kazalarda destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında; ölen kişinin yaşı, geliri, mesleği, yaşam beklentisi ve destek süresi dikkate alınır. Ayrıca destek görenlerin yaşı ve ekonomik durumu da hesaplamaya dâhil edilir. Bu tazminat türü, kusur oranına göre azaltılabilir; ancak kusurun varlığı tek başına tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırmaz. Bu nedenle her tek taraflı ölümlü kaza dosyası, somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kusurun Ölen Kişiye Ait Olması Tazminat Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

Tek taraflı ölümlü kazalarda en sık sorulan sorulardan biri, kusurun tamamen ölen kişiye ait olması halinde tazminat talep edilip edilemeyeceğidir. Hukuki açıdan bu sorunun cevabı her zaman “hayır” ya da “evet” şeklinde kesin değildir. Kusurun tamamının ölen kişiye ait olması, özellikle zorunlu trafik sigortası yönünden tazminat taleplerini önemli ölçüde etkiler. Ancak bu durum, her türlü tazminat hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Ölen kişinin tam kusurlu olması halinde, destekten yoksun kalanların sigorta şirketine yönelteceği talepler sınırlanabilir veya reddedilebilir. Buna karşılık, araç işleteni sıfatı, sigorta kapsamı ve olayın meydana geliş şekli gibi unsurlar dikkate alındığında, bazı tazminat kalemleri açısından sorumluluk yine de doğabilir. Ayrıca manevi tazminat talepleri, kusur durumuna rağmen doğrudan sorumlu kişilere yöneltilebilir. Bu nedenle kusur değerlendirmesi, tazminat hakkının tamamen ortadan kalkıp kalkmadığını belirleyen tek ölçüt değildir.

Sigorta Şirketlerinin Tek Taraflı Ölümlü Kazalardaki Sorumluluğu

Sigorta şirketlerinin tek taraflı ölümlü kazalardaki sorumluluğu, kazanın niteliğine ve kusur dağılımına göre değişiklik gösterir. Zorunlu trafik sigortası, esasen üçüncü kişilerin zararlarını teminat altına alan bir sigorta türüdür. Bu nedenle, kazada ölen kişinin kusurlu olması halinde, sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğü çoğu zaman tartışma konusu olur. Ancak destekten yoksun kalan kişiler, ölen kişinin üçüncü kişi sıfatına girip girmediğine göre sigortaya başvuru yapabilirler.

Uygulamada sigorta şirketleri, tek taraflı kazalarda sorumluluklarını dar yorumlama eğilimindedir. Buna karşın yargı kararlarında, olayın tüm koşulları değerlendirilerek sigorta sorumluluğunun doğduğu durumlar da bulunmaktadır. Özellikle ölen kişinin araç sürücüsü değil de yolcu olması veya destekten yoksun kalanların üçüncü kişi konumunda bulunması halinde, sigorta şirketinin tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir. Bu nedenle tek taraflı ölümlü kazalarda sigorta şirketlerine yöneltilecek talepler, hukuki değerlendirme yapılmadan peşinen reddedilmemelidir.