Tekerrür, daha önce işlediği bir suçtan dolayı kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan kişinin, belirli bir süre içerisinde yeniden suç işlemesi halinde uygulanan ceza hukuku kurumudur. Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesinde düzenlenen tekerrür, failin önceki cezadan ders almayarak suç işlemede gösterdiği kararlılığı ve toplum için oluşturduğu tehlikeliliği cezalandırma amacı taşır. Kanun koyucu, bir kez adli sistemle yüzleşmiş olmasına rağmen yeniden suç işleyen kişilerin daha sıkı bir infaz rejimine tabi tutulmasını hukuk politikası gereği benimsemiştir.
5237 sayılı yeni TCK ile tekerrür kurumunun niteliği köklü bir değişikliğe uğramıştır. Mülga 765 sayılı eski TCK döneminde tekerrür bir “ceza artırım nedeni” olarak düzenlenmişken, yürürlükteki yeni sistemde artık bir “infaz rejimi” olarak kabul edilmiştir. Bu değişiklik son derece önemli olup, mükerrir faile verilen temel cezada herhangi bir artırım yapılmamakta; ancak cezanın infazı mükerrirlere özgü daha ağır bir usulle gerçekleştirilmekte ve koşullu salıverilme oranları yükseltilerek hükümlünün cezaevinde daha uzun süre kalması sağlanmaktadır. Ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazı tamamlandıktan sonra zorunlu olarak denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
Tekerrür Hükümleri Hangi Durumlarda Uygulanır?
Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için kanun üç temel şartın bir arada bulunmasını aramaktadır. İlk şart, failin önceden işlediği bir suç nedeniyle verilen hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmemiş olması halinde tekerrür hükümleri uygulanamaz; istinaf veya temyiz aşamasında bulunan bir karar bu kapsamda değerlendirilemez. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararları da kesinleşmiş mahkûmiyet niteliğinde olmadığından tekerrüre esas alınamaz. İkinci şart, kesinleşmiş mahkûmiyetin ardından kanuni süreler içinde yeni bir suçun işlenmiş olmasıdır. Üçüncü ve son şart ise sonraki suç nedeniyle failin hapis cezasına mahkûm edilmiş olmasıdır; sadece adli para cezası verilen hallerde tekerrür hükümleri uygulanmaz.
Tekerrür hükümlerinin uygulanması için önceki cezanın infaz edilmiş olması gerekmez; cezanın infazı tamamlanmadan dahi yeni suç işlenmişse tekerrür şartları oluşur. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus, önceki suç ile sonraki suçun aynı nitelikte olma zorunluluğunun bulunmamasıdır. Örneğin hırsızlık suçundan mahkûm edilmiş bir kişi tekerrür süresi içinde dolandırıcılık suçu işlediğinde de tekerrür hükümleri uygulanacaktır. Ayrıca yabancı mahkeme kararları da belirli şartlar altında tekerrüre esas alınabilir; ancak bu, mahkûmiyetin kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçlarından biri olması şartına bağlıdır. Çocuklar hakkında tekerrür hükümleri uygulanmaz; bu nedenle 18 yaşından önce işlenen suçlar sonraki mahkûmiyetler için tekerrüre esas alınamaz.
Tekerrür Halinde Ceza Nasıl Artırılır?
Halk arasında yaygın kanının aksine, yürürlükteki TCK sisteminde tekerrür nedeniyle verilen temel cezada herhangi bir artırım yapılmaz. Mahkeme, sanığın suçunu işlediği kanaatine vardığında cezayı kanun maddesinde öngörülen sınırlar içinde takdir eder; ancak daha önce kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunduğu tespit edilirse hüküm fıkrasında “hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” şeklinde ek bir karar verir. Yani cezanın miktarı değişmez; değişen yalnızca cezanın nasıl infaz edileceğidir. Sanık hakkında seçimlik ceza olarak hapis veya adli para cezası öngörülmüş olması halinde ise mükerrir sanığa adli para cezası değil, mutlaka hapis cezası verilmesi gerekir.
Tekerrürün asıl etkisi koşullu salıverilme oranı üzerinde kendini gösterir. Genel infaz rejiminde koşullu salıverilme için cezanın 2/3’ünün cezaevinde çekilmesi yeterli iken, mükerrirlere özgü infaz rejiminde bu oran 3/4’e yükseltilmiştir. Örneğin 12 yıl hapis cezası alan normal bir hükümlü 8 yıl sonra koşullu salıverilmeden yararlanabilirken, mükerrir hükümlü 9 yıl cezaevinde kaldıktan sonra bu haktan yararlanabilir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlarda ise normal hükümlüler 30 yılını tamamladıktan sonra koşullu salıverilebilirken, mükerrirler için bu süre 39 yıldır. Ayrıca mükerrir hükümlü, koşullu salıverildikten sonra kanunda öngörülen denetim süresi dolana kadar belirli yükümlülüklere uymak zorundadır.
Tekerrür ile Mükerrir Suçlu Arasındaki Fark Nedir?
Tekerrür ve mükerrir kavramları birbiriyle yakından ilişkili olmakla birlikte farklı şeyleri ifade eden hukuki terimlerdir. Tekerrür, hukuki bir kurumu yani daha önce kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan kişinin yeniden suç işlemesi halinde uygulanan özel infaz rejimini ifade eder. Bu kurum, TCK’nın 58. maddesinde düzenlenmiş olup failin toplum için oluşturduğu tehlikeliliği esas almaktadır. Mükerrir ise bu kurumun uygulandığı kişiyi, yani tekerrür şartları gerçekleşmiş olan suçluyu nitelendirir. Özetle tekerrür bir “durum” veya “kurum” iken, mükerrir bu durumdan etkilenen “kişi”dir. Halk arasında sıklıkla “mükerrer” şeklinde yanlış kullanılan bu kavramın ceza hukuku terminolojisindeki doğru kullanımı “mükerrir” şeklindedir.
Mükerrirlik derecesi de önemli bir ayrımdır. Bir kişi ilk defa tekerrür kapsamına girdiğinde “birinci kez mükerrir” sayılır ve koşullu salıverilme oranı 3/4’e yükselir, infaz sonrası denetimli serbestlik uygulanır. Ancak bu kişi yeniden tekerrür oluşturacak biçimde suç işlerse “ikinci kez mükerrir” (uygulamada yaygın kullanımıyla “4/4 mükerrir”) konumuna düşer. İkinci kez mükerrir statüsündeki hükümlüler koşullu salıverilme hakkından tamamen mahrum kalırlar; cezalarını cezaevinde tam olarak çekmek zorundadırlar. Ayrıca bu kişiler açık cezaevine ayrılma hakkından da yararlanamazlar ve cezalarını kapalı cezaevinde tamamlarlar. Bu nedenle mükerrirlik derecesi, hükümlünün infaz süreci ve özgürlüğüne kavuşma zamanı üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir.
Tekerrür Hükümleri Hangi Suçlarda Uygulanmaz?
TCK’nın 58. maddesi kapsamında tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağı haller kanun tarafından açıkça belirtilmiştir. Her şeyden önce kasıtlı suçlar ile taksirli suçlar arasında tekerrür ilişkisi kurulamaz. Yani daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olan kişinin sonradan taksirli bir suç işlemesi halinde tekerrür hükümleri uygulanmaz; bunun tersi de geçerlidir. Taksirli suçlar ancak kendi aralarında, kasıtlı suçlar da ancak kendi aralarında tekerrüre esas alınabilir. Sırf askeri suçlar ile diğer suçlar arasında da tekerrür ilişkisi kurulamaz; askeri bir suçtan mahkûm olan kişinin genel hükümlere göre işlediği bir suç sonraki mahkûmiyette tekerrüre esas alınmaz.
Bunların yanı sıra 18 yaşından küçükken işlenen suçlar hiçbir koşulda sonraki mahkûmiyetler için tekerrüre esas alınamaz; kanun koyucu çocukluk döneminde işlenen suçların kişinin ömür boyu aleyhine kullanılmasına izin vermemiştir. Adli para cezasına mahkûmiyet sonucu ödenen cezalar da tekerrüre esas alınmaz; çünkü tekerrür için sonraki suçtan dolayı mutlaka hapis cezası verilmesi gerekir. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararları da kesinleşmiş mahkûmiyet niteliği taşımadığından tekerrüre esas alınamaz. Genel af veya özel af nedeniyle cezası ortadan kaldırılmış mahkûmiyetler, ertelenmiş ve denetim süresi sorunsuz şekilde tamamlanmış cezalar da tekerrür hükümlerinin uygulanmasına imkân vermez. Ayrıca memnu hakların iadesi kararı verilmiş mahkûmiyetlerin de tekerrüre esas alınamayacağı kabul edilmektedir.
Tekerrür Süresi Ne Kadardır?
TCK’nın 58/2. maddesi, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki mahkûmiyetle sonraki suç arasında geçmesi gereken süreleri önceki cezanın ağırlığına göre iki kategoride düzenlemiştir. Önceki mahkûmiyetin 5 yıldan fazla hapis cezası olması halinde tekerrür süresi 5 yıldır; bu kategoriye ağır nitelikli suçlardan verilen ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve 5 yılı aşan hapis cezaları girer. Önceki mahkûmiyetin 5 yıl veya daha az hapis cezası ya da adli para cezasına çevrilmiş ceza olması halinde ise tekerrür süresi 3 yıldır. Bu süreler içinde yeni bir suç işlenmişse tekerrür hükümleri devreye girer; süre dolduktan sonra işlenen suçlar tekerrür kapsamına girmez.
Tekerrür süresinin başlangıç tarihi, önceki mahkûmiyetin infaz edilip edilmediğine göre farklılık gösterir. Ceza infaz edilmiş ise tekerrür süresi cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Ceza infaz edilmemiş ancak kesinleşmişse, süre mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren başlar. Koşullu salıverilme halinde ise tekerrür süresi, denetim süresi dahil tüm infaz süresinin tamamlandığı tarihten itibaren başlar. Dikkat edilmesi gereken bir nokta, tekerrür süresinin “dava zamanaşımı” veya “ceza zamanaşımı” ile karıştırılmamasıdır; bunlar tamamen farklı hukuki kurumlardır. Süre hesaplanırken sonraki suçun işlendiği tarih esas alınır; kovuşturmanın başladığı veya sonuçlandığı tarihin bir önemi yoktur.
Tekerrür Halinde Koşullu Salıverilme Nasıl Etkilenir?
Tekerrürün hükümlü açısından en somut ve ağır sonucu, koşullu salıverilme kurumu üzerindeki etkisidir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesi uyarınca mükerrir hükümlüler, genel kuralın aksine cezalarının 3/4’ünü cezaevinde tamamladıktan sonra koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Normal bir hükümlünün 2/3 infaz oranı mükerrirler için 3/4’e çıkarılmıştır; bu da cezaevinde kalınacak süreyi kayda değer ölçüde artırır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mükerrir 39 yıl, müebbet hapis cezası alan mükerrir ise 33 yıl cezaevinde kaldıktan sonra koşullu salıverilme hakkına kavuşabilir. Mükerrir hükümlünün tekerrüre esas birden fazla cezası varsa, bu cezalardan en ağır olanı esas alınarak müddetname hesaplanır.
Koşullu salıverilme sonrasında mükerrir hükümlü hakkında zorunlu olarak denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. İnfaz hâkimi, cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak üzere 1 yıldan az olmamak kaydıyla bir denetim süresi belirler; hâkim gerekli gördüğünde bu süreyi 5 yıla kadar uzatabilir. Denetim süresi içinde hükümlü, belirlenen yükümlülüklere ve yasaklara uymak zorundadır; aksi halde infaz hâkimi tarafından 15 günden 3 aya kadar disiplin hapsine tabi tutulabilir. İkinci kez mükerrir statüsündeki hükümlüler ise koşullu salıverilmeden hiçbir şekilde yararlanamaz, açık cezaevine geçiş hakları bulunmaz ve denetimli serbestlik uygulamasından mahrum kalarak cezalarını kapalı cezaevinde eksiksiz olarak çekmek zorundadırlar. Bu düzenleme, suç işlemeyi adeta yaşam tarzı haline getirmiş kişilerin toplumdan uzak tutulmasını amaçlayan güvenlik odaklı bir politikanın yansımasıdır.