Araç değer kaybı, bir motorlu aracın trafik kazası sonrasında onarılmış olsa dahi ikinci el piyasa değerinde meydana gelen kalıcı düşüşü ifade eder. Uygulamada bu kavram çoğunlukla bireysel araçlar için gündeme gelse de, ticari araçlar bakımından da değer kaybı önemli bir tartışma alanıdır. Taksi, servis aracı, kamyonet, panelvan, minibüs veya şirket üzerine kayıtlı diğer ticari araçlar, yoğun kullanım nedeniyle daha hızlı yıpranmakta ve hasar geçmişi bu araçların piyasa değerini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle ticari araçların kazaya karışması halinde, araç sahipleri veya şirketler açısından değer kaybı tazminatının mümkün olup olmadığı sorusu büyük önem taşır.

Ticari araçlarda değer kaybı, aracın ticari faaliyette kullanılıyor olması nedeniyle çoğu zaman sigorta şirketleri tarafından sınırlı yorumlanmakta veya tamamen reddedilmeye çalışılmaktadır. Ancak hukuki açıdan ticari araçların değer kaybı talep etmesi, kural olarak mümkündür. Değer kaybı, aracın kullanım amacından bağımsız olarak mülkiyet hakkına bağlı bir malvarlığı zararını ifade eder. Aracın ticari faaliyette kullanılması, bu zararın varlığını ortadan kaldırmaz; yalnızca hesaplama yöntemine ve tazminatın değerlendirilmesine etki edebilir.
Ticari Araçların Değer Kaybı Kapsamında Değerlendirilmesi
Ticari araçların değer kaybı kapsamında değerlendirilmesi, öncelikle aracın hukuki statüsünün doğru belirlenmesini gerektirir. Araç, ticari faaliyet amacıyla kullanılıyor olabilir; ancak bu durum aracın hukuken “ikinci el piyasası” dışında kaldığı anlamına gelmez. Aksine ticari araçlar da alınıp satılabilen, piyasa değeri bulunan ve hasar geçmişine göre fiyatı değişen mallardır. Bu nedenle bir ticari aracın hasar görmesi ve onarılması sonrasında piyasa değerinde düşüş meydana gelmesi halinde, bu düşüş değer kaybı olarak kabul edilir.
Yargı uygulamasında ve Sigorta Tahkim Komisyonu kararlarında, ticari araçların da değer kaybına uğrayabileceği kabul edilmektedir. Ancak burada önemli olan, aracın uğradığı hasarın niteliği ve bu hasarın aracın piyasa değerini gerçekten düşürüp düşürmediğidir. Basit, yüzeysel ve aracın genel yapısını etkilemeyen hasarlarda değer kaybı daha sınırlı olabilirken, şasi, taşıyıcı sistemler, kaporta aksamı veya önemli mekanik parçaları etkileyen hasarlarda ticari araçlarda da ciddi değer kaybı oluşabilir.
Sigorta şirketleri çoğu zaman ticari araçların “zaten yoğun kullanıldığı” ve “değer kaybının kaçınılmaz olduğu” iddiasıyla talepleri reddetmektedir. Ancak bu yaklaşım hukuken kabul edilebilir değildir. Yoğun kullanım, aracın normal yıpranmasını ifade eder; kaza sonucu meydana gelen ve hasar geçmişi olarak kayda geçen zarar ise normal yıpranmanın ötesindedir. Bu nedenle ticari araçların değer kaybı, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Kullanım Amacının Tazminata Etkisi
Ticari araçlarda kullanım amacının değer kaybı tazminatına etkisi, çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır. Aracın ticari amaçla kullanılması, değer kaybı talebini tamamen ortadan kaldırmaz; ancak hesaplama yapılırken dikkate alınan kriterleri etkileyebilir. Örneğin bir taksinin veya servis aracının yüksek kilometre yapması, aracın piyasa değerini zaten belirli ölçüde düşürmektedir. Bu durum, kaza sonrası değer kaybının hesaplanmasında dikkate alınır; ancak “hiç değer kaybı olmaz” şeklinde yorumlanamaz.
Kullanım amacının tazminata etkisi, daha çok değer kaybı oranının belirlenmesinde ortaya çıkar. Ticari araçların piyasa değeri, bireysel araçlara kıyasla daha hızlı değişebilir ve alıcılar bu araçların hasar geçmişine karşı daha hassas davranabilir. Özellikle şirket araçları ve filolarda, hasar kaydı bulunan araçların satış değeri ciddi şekilde düşebilmektedir. Bu nedenle kullanım amacının tazminata etkisi, çoğu zaman değer kaybının azaltılması değil, aksine somut olayda artırılması yönünde bile sonuç doğurabilir. Sigorta şirketlerinin ticari araçlar için değer kaybını tamamen reddetmesi, hukuki dayanaktan yoksundur. Yargıtay ve tahkim kararlarında, kullanım amacının tek başına değer kaybı talebini ortadan kaldırmayacağı açıkça kabul edilmektedir. Bu nedenle ticari araç sahiplerinin, sırf araçlarının ticari olması nedeniyle değer kaybı talebinden vazgeçmeleri hukuken doğru değildir.
Şirket Üzerine Kayıtlı Araçlarda Başvuru Usulü
Şirket üzerine kayıtlı ticari araçlarda değer kaybı başvurusu, bireysel araçlara kıyasla bazı usuli farklılıklar içerebilir. Öncelikle başvuruyu yapacak kişi, şirketi temsile yetkili olmalıdır. Değer kaybı başvuruları, araç malikine ait bir hak olduğundan, şirket adına yapılacak başvurularda imza sirküleri, ticaret sicil gazetesi ve yetki belgeleri talep edilebilir.
Başvuru süreci, kazada kusurlu olan tarafın trafik sigortasına yöneltilir. Şirket aracı da olsa, trafik sigortası teminatı bakımından herhangi bir farklılık söz konusu değildir. Kaza tespit tutanağı, eksper raporu, onarım faturaları ve araç ruhsatı gibi belgeler başvuru dosyasına eklenir. Şirket araçlarında ayrıca aracın ticari faaliyetini gösteren belgeler veya filo kayıtları da talep edilebilir. Sigorta şirketi başvuruyu reddeder veya eksik ödeme yaparsa, şirket adına Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yapılabilir. Tahkim sürecinde de ticari araçların değer kaybı talepleri değerlendirilmekte ve somut olayın özelliklerine göre karar verilmektedir. Şirket araçlarında başvurunun profesyonel şekilde yürütülmesi, talebin kabul edilme ihtimalini önemli ölçüde artırır.
Ticari Araçlarda Hesaplamaya Esas Alınan Kriterler
Ticari araçlarda değer kaybı hesaplaması yapılırken, bireysel araçlarla benzer kriterler esas alınır; ancak bazı unsurlar daha ağırlıklı değerlendirilir. Aracın yaşı, kilometresi, hasarın niteliği, değişen veya boyanan parçalar ve hasarın aracın ana yapısını etkileyip etkilemediği temel kriterlerdir. Bunun yanında ticari araçlarda aracın kullanım yoğunluğu ve piyasa algısı da hesaplamada dikkate alınır. Eksper raporlarında, ticari aracın kaza öncesi ve kaza sonrası piyasa değeri karşılaştırılır. Bu karşılaştırma yapılırken, benzer nitelikte ve benzer kilometredeki ticari araçların satış verileri incelenir. Hasar kaydının, aracın satış sürecini nasıl etkilediği somut verilerle ortaya konur. Özellikle şasi hasarı, kaporta değişimi veya önemli mekanik aksam onarımları, ticari araçlarda ciddi değer kaybı doğurabilir.
Ticari araçlarda değer kaybı hesaplamasında “zaten yıpranmış araç” yaklaşımı tek başına belirleyici değildir. Önemli olan, kazanın araçta yarattığı ek değer düşüşüdür. Bu düşüş ispatlandığı sürece, ticari araçlar için de değer kaybı tazminatı hukuken mümkündür ve talep edilebilir niteliktedir. Ticari araçların değer kaybı, hem şirketler hem de bireysel ticari faaliyet yürüten kişiler açısından göz ardı edilmemesi gereken bir haktır. Doğru hukuki ve teknik değerlendirme ile bu zarar kaleminin tazmini mümkündür ve uygulamada giderek daha fazla kabul görmektedir.