Tüzel Kişi Ne Demek?

Tüzel kişi, hukuk düzeni tarafından bağımsız bir varlık olarak kabul edilen kişi veya mal topluluklarını ifade eder. Gerçek kişiler insanlar iken, tüzel kişiler kanunun tanıdığı şartlar altında kurulan ve kendi adına hak sahibi olabilen, borç altına girebilen, dava açabilen, sözleşme yapabilen, mal edinebilen ve hukuki işlem gerçekleştirebilen yapılardır. Bir şirket, dernek, vakıf, belediye, üniversite veya kamu kurumu gerçek anlamda insan değildir; ancak hukuk sistemi bu yapılara belirli bir kimlik ve işlem yapabilme gücü tanır. Bu nedenle tüzel kişi kavramı, modern hukuk sisteminin ekonomik, sosyal ve idari hayatı düzenlemek için kullandığı temel kavramlardan biridir.

Tüzel kişiliğin varlığı, kişilerin veya malların belirli bir amaç etrafında örgütlenmesiyle ortaya çıkar. Bu amaç hukuka ve ahlaka aykırı olamaz. Bir topluluk yalnızca fiilen bir araya geldiği için tüzel kişi sayılmaz; kanunda öngörülen kuruluş şartlarının yerine getirilmesi gerekir. Örneğin bazı şirketler ticaret siciline tescille tüzel kişilik kazanırken, dernekler ve vakıflar kendi özel kanuni şartlarına göre tüzel kişilik kazanır. Tüzel kişinin en önemli özelliği, kendisini oluşturan kişilerden ayrı bir hukuki varlığa sahip olmasıdır. Bu ayrılık sayesinde tüzel kişi kendi adına işlem yapar, kendi malvarlığına sahip olur ve hukuki sorumluluk çoğu zaman tüzel kişinin kendi bünyesinde değerlendirilir.

Tüzel Kişi ile Gerçek Kişi Arasındaki Fark Nedir?

Gerçek kişi, doğumla hak ehliyeti kazanan insandır. Her insan, sağ ve tam doğmak şartıyla hukuk düzeninde gerçek kişi olarak kabul edilir. Tüzel kişi ise insan olmayan, fakat hukuk düzeninin belirli şartlar altında kişi gibi kabul ettiği örgütlü yapılardır. Gerçek kişi biyolojik bir varlıktır; tüzel kişi ise kanuni düzenlemelerle varlık kazanan hukuki bir yapıdır. Gerçek kişiler ad, soyad, yaş, medeni hâl, hısımlık, cinsiyet gibi doğrudan insana özgü özelliklere sahiptir. Tüzel kişilerde ise unvan, merkez, faaliyet konusu, organlar, temsil yetkisi ve malvarlığı gibi kurumsal unsurlar ön plana çıkar.

Bu iki kişi türü arasındaki fark yalnızca tanımsal değildir; hak ve borçlar bakımından da önemli sonuçlar doğurur. Tüzel kişiler, yaradılış gereği yalnızca insana ait olan haklardan yararlanamaz. Örneğin evlenme, soybağı, velayet veya yaşa bağlı kişisel durumlar tüzel kişiler için söz konusu değildir. Buna karşılık tüzel kişiler taşınmaz satın alabilir, sözleşme imzalayabilir, işçi çalıştırabilir, vergi mükellefi olabilir, ticari faaliyette bulunabilir, dava açabilir ve aleyhlerine dava açılabilir. Gerçek kişi kendi iradesiyle doğrudan işlem yaparken, tüzel kişi iradesini organları ve yetkili temsilcileri aracılığıyla açıklar. Bu nedenle tüzel kişilerin hukuki hayattaki hareket kabiliyeti, temsil ve organ sistemi üzerinden işler.

Tüzel Kişi Türleri Nelerdir?

Tüzel kişiler genel olarak özel hukuk tüzel kişileri ve kamu hukuku tüzel kişileri olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Özel hukuk tüzel kişileri, özel hukuk hükümlerine göre kurulan ve genellikle kişilerin serbest iradesiyle oluşturulan yapılardır. Şirketler, dernekler, vakıflar, kooperatifler ve bazı birlikler bu kapsama girer. Bu yapılarda amaç ekonomik faaliyet yürütmek, sosyal bir hedefi gerçekleştirmek, mesleki dayanışma sağlamak, malvarlığını belirli bir amaca özgülemek veya üyelerin ortak menfaatlerini korumak olabilir. Özel hukuk tüzel kişilerinin kuruluş, işleyiş ve sona erme biçimleri kendi özel kanunlarına göre belirlenir.

Kamu hukuku tüzel kişileri ise kamu gücü kullanma yetkisi bulunan ve kamu hizmeti yürütmek amacıyla kurulan yapılardır. Devlet, belediyeler, il özel idareleri, kamu üniversiteleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve kanunla ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan bazı idari yapılar kamu hukuku tüzel kişiliğine sahip olabilir. Bu tür tüzel kişiler özel hukuk tüzel kişilerinden farklı olarak kamu yararı amacıyla hareket eder ve çoğu zaman idare hukuku kurallarına tabidir. Ancak kamu tüzel kişileri de bazı durumlarda özel hukuk ilişkilerine taraf olabilir; örneğin sözleşme yapabilir, taşınmaz kiralayabilir veya personel çalıştırabilir. Bu nedenle tüzel kişi türünün belirlenmesi, hangi hukuk kurallarının uygulanacağını anlamak açısından büyük önem taşır.

Özel Hukuk Tüzel Kişileri Kimlerdir?

Özel hukuk tüzel kişileri, özel hukuk hükümlerine göre kurulan, kişilerin serbest iradesine ve kanuni kuruluş şartlarına dayanan tüzel kişilerdir. Ticaret şirketleri, dernekler, vakıflar ve kooperatifler bu grubun en bilinen örnekleridir. Anonim şirket, limited şirket, kolektif şirket, komandit şirket ve kooperatifler ticari veya ekonomik amaçlarla faaliyet gösterebilir. Dernekler genellikle kazanç paylaşma amacı taşımayan belirli bir ortak amacı gerçekleştirmek için kurulur. Vakıflar ise belirli bir malvarlığının sürekli ve belirli bir amaca özgülenmesiyle ortaya çıkar. Her bir özel hukuk tüzel kişisinin kuruluş şekli, organları, temsil biçimi ve sona ermesi kendi mevzuatına göre belirlenir.

Özel hukuk tüzel kişilerinin ortak özelliği, kendilerini kuran kişilerden ayrı bir hukuki varlığa sahip olmalarıdır. Örneğin bir limited şirketin ortakları ile şirketin malvarlığı kural olarak birbirinden ayrıdır. Şirket kendi adına borçlanır, alacaklı olur, dava açar veya davalı olabilir. Derneklerde üyeler değişse bile dernek tüzel kişiliği devam edebilir. Vakıflarda kurucunun kişiliğinden bağımsız olarak özgülenen malvarlığı belirli bir amaca hizmet eder. Güncel hukuk uygulamasında özel hukuk tüzel kişilerinin faaliyetleri; ticaret sicili, dernekler sicili, vakıflar sicili, vergi kayıtları, temsil yetkisi, şeffaflık, mali yükümlülükler ve kişisel verilerin korunması gibi birçok alanda denetime tabi olabilir.

Kamu Hukuku Tüzel Kişileri Kimlerdir?

Kamu hukuku tüzel kişileri, kamu hizmeti yürütmek ve kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla kurulan tüzel kişilerdir. Devlet en temel kamu tüzel kişisidir. Bunun yanında belediyeler, il özel idareleri, köyler, kamu üniversiteleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve belirli kamu kurumları kamu hukuku tüzel kişiliğine sahip olabilir. Kamu tüzel kişileri, özel hukuk tüzel kişilerinden farklı olarak kamu gücü kullanabilir. Bu kamu gücü; idari işlem tesis etme, düzenleme yapma, kamu hizmeti sunma, izin verme, denetleme, yaptırım uygulama veya kamu kaynaklarını kullanma gibi yetkilerle kendini gösterebilir.

Kamu hukuku tüzel kişiliği serbest iradeyle değil, Anayasa ve kanuni düzenlemeler çerçevesinde ortaya çıkar. Güncel anayasal düzene göre kamu tüzel kişiliği kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulabilir. Bu husus, kamu tüzel kişilerini özel hukuk tüzel kişilerinden ayıran en belirgin noktalardan biridir. Örneğin kişiler kendi aralarında anlaşarak bir kamu tüzel kişisi kuramaz; ancak kanuni şartları sağlayarak bir şirket, dernek veya vakıf kurabilir. Kamu tüzel kişileri idare hukuku kurallarına bağlıdır; fakat bazı özel hukuk işlemleri de yapabilir. Bu nedenle kamu tüzel kişisinin hangi işleminde kamu hukuku, hangi işleminde özel hukuk kurallarının uygulanacağı somut olayın niteliğine göre belirlenir.

Tüzel Kişiler Dava Açabilir mi?

Tüzel kişiler, hukuk düzeni tarafından bağımsız varlık olarak kabul edildikleri için dava açabilir ve kendilerine karşı dava açılabilir. Bir şirket alacağını tahsil etmek için dava açabilir, bir dernek kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürebilir, bir vakıf malvarlığına ilişkin uyuşmazlıkta taraf olabilir veya bir belediye idari işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan davalarda yer alabilir. Tüzel kişinin dava açabilmesi için davada hukuki yararının bulunması ve yetkili organları aracılığıyla temsil edilmesi gerekir. Çünkü tüzel kişi, gerçek kişiler gibi bizzat mahkemeye gidip irade açıklayamaz; bu irade yönetim kurulu, müdür, başkan, temsilci, vekil veya kanunen yetkilendirilmiş organlar aracılığıyla ortaya konur.

Tüzel kişilerin davalarda taraf ehliyeti bulunmaktadır; ancak dava ehliyeti temsil sistemiyle kullanılır. Örneğin bir anonim şirket adına dava açılacaksa şirketi temsile yetkili kişiler veya onların vekâlet verdiği avukatlar süreci yürütür. Derneklerde yönetim kurulu, vakıflarda yetkili organlar, belediyelerde belediye başkanı veya yetkili birimler temsilde rol oynayabilir. Kamu tüzel kişileri ise idari yargı, adli yargı veya uyuşmazlığın niteliğine göre farklı yargı yollarında taraf olabilir. Bu nedenle tüzel kişinin dava açabilmesi kadar, davayı doğru temsilciyle ve doğru yargı yolunda açması da önemlidir. Temsil yetkisi bulunmayan kişilerin yaptığı işlemler dava sürecinde usuli sorunlara yol açabilir.

Tüzel Kişilik Ne Zaman Sona Erer?

Tüzel kişilik, kanunda veya kuruluş belgelerinde öngörülen sona erme sebeplerinin gerçekleşmesiyle sona erer. Özel hukuk tüzel kişilerinde sona erme sebepleri tüzel kişinin türüne göre değişir. Şirketlerde fesih, iflas, birleşme, bölünme, tasfiye, sürenin dolması, genel kurul kararı veya mahkeme kararı gibi nedenler gündeme gelebilir. Derneklerde amacın gerçekleşmesi, amacın gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi, kendiliğinden sona erme şartlarının oluşması, genel kurul kararı veya mahkeme kararıyla sona erme söz konusu olabilir. Vakıflarda ise amacın gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi veya kanuni şartların oluşması hâlinde sona erme gündeme gelebilir.

Tüzel kişiliğin sona ermesi çoğu zaman tek bir işlemle tamamlanmaz. Özellikle şirketlerde tasfiye süreci önemlidir. Tüzel kişinin borçları ödenir, alacakları tahsil edilir, malvarlığı tasfiye edilir ve gerekli sicil işlemleri tamamlanır. Ticaret şirketlerinde tüzel kişilik çoğu durumda ticaret sicilinden terkinle tamamen sona erer. Kamu hukuku tüzel kişilerinde ise sona erme, kuruluş şekline uygun biçimde kanuni veya idari düzenlemelerle gerçekleşir. Tüzel kişilik sona erdiğinde artık kendi adına yeni hak ve borç edinemez; ancak tasfiye sürecinde geçmiş işlemlerin sonuçları, alacaklıların hakları, devam eden davalar ve malvarlığına ilişkin işlemler özel olarak değerlendirilir.