Yaralanmalı Trafik Kazasında Tazminat Kimden Talep Edilir?

Yaralanmalı trafik kazaları, hem hukuki hem de insani yönü ağır basan uyuşmazlıklar arasında yer alır. Bu tür kazalarda zarar yalnızca araçta meydana gelen hasarla sınırlı kalmaz; kişinin bedensel bütünlüğü, çalışma gücü, günlük yaşamı ve psikolojik durumu doğrudan etkilenir. Bu nedenle tazminat süreci, sıradan bir maddi hasar dosyasından çok daha kapsamlı değerlendirilmelidir. En temel soru ise, zarar gören kişinin tazminat talebini kimden yönelteceği noktasında yoğunlaşır. Yanlış kişiye yöneltilen talepler, zaman kaybına ve geri dönülmesi zor hak kayıplarına neden olabilir.

Yaralanmalı trafik kazalarında tazminat talebi birden fazla muhataba yöneltilebilir. Bunlar arasında kusurlu araç sürücüsü, aracın işleteni olan araç sahibi, zorunlu trafik sigortası ve bazı özel durumlarda Güvence Hesabı yer alır. Hangi muhataba hangi zarar kalemi için başvurulacağı, kazanın oluş şekline, kusur oranlarına, tarafların hukuki sıfatına ve sigorta teminatlarına göre değişiklik gösterir. Bu nedenle tazminat süreci tek bir başvuru ile sınırlı olmayıp, çoğu zaman birden fazla hukuki sorumlunun birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Kazaya Karışan Araç Sürücüsünün Sorumluluğu Nedir?

Trafik kazasında kusurlu olan araç sürücüsü, hukuken haksız fiil faili olarak kabul edilir. Türk Borçlar Kanunu’na göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Yaralanmalı kazalarda sürücünün sorumluluğu; kazanın meydana gelmesindeki kusur oranı ile doğru orantılıdır. Kusur tamamen sürücüye aitse, meydana gelen bedensel zararların tamamından sorumluluk doğar. Kısmi kusur halinde ise sorumluluk, kusur oranına göre paylaştırılır.

Araç sürücüsünün sorumluluğu yalnızca maddi zararlarla sınırlı değildir. Yaralanma nedeniyle ortaya çıkan geçici veya sürekli iş göremezlik, tedavi masrafları, bakıcı giderleri ve çalışma gücü kaybı gibi kalemler de sürücünün sorumluluk alanına girer. Bunun yanında, trafik sigortasının kapsamı dışında kalan manevi tazminat talepleri doğrudan sürücüye yöneltilir. Özellikle ağır yaralanma, uzun süreli tedavi veya kalıcı sakatlık hallerinde, manevi tazminat talepleri ciddi tutarlara ulaşabilmektedir. Bu noktada sürücünün kişisel malvarlığı sorumluluğu gündeme gelir.

Trafik Sigortası Tazminat Ödemelerinde Ne Kadar Etkilidir?

Zorunlu trafik sigortası, yaralanmalı trafik kazalarında tazminat sürecinin en önemli dayanaklarından biridir. Bu sigorta türü, kusurlu aracın üçüncü kişilere verdiği zararları, poliçede belirlenen teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Yaralanmalı kazalarda sigorta kapsamında değerlendirilen başlıca tazminat kalemleri; tedavi giderleri, geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli sakatlık tazminatı ve ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatıdır. Sigorta şirketleri, bu zararları kusur oranı çerçevesinde ödemekle yükümlüdür.

Ancak uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, trafik sigortası teminat limitlerinin yetersiz kalmasıdır. Özellikle ağır yaralanma ve kalıcı sakatlık durumlarında, sigorta limitleri zararın tamamını karşılamayabilir. Bu gibi durumlarda zarar gören kişi, sigorta tarafından karşılanmayan kısmı için kusurlu sürücüye veya araç sahibine başvurabilir. Ayrıca önemle vurgulanmalıdır ki, zorunlu trafik sigortası manevi tazminat ödemesi yapmaz. Manevi zararların tazmini yalnızca kusurlu kişi veya kişilerden talep edilebilir. Bu ayrımın bilinmemesi, yanlış başvurular yapılmasına ve sürecin uzamasına neden olmaktadır.

Yaralanan Üçüncü Şahısların Hakları Nelerdir?

Yaralanmalı trafik kazalarında “üçüncü şahıs” kavramı, kazaya doğrudan taraf olmayan ancak kazadan zarar gören kişileri ifade eder. Araçta yolcu olarak bulunan kişiler, yaya konumundaki bireyler veya başka bir aracın sürücüsü bu kapsamda değerlendirilir. Üçüncü şahısların en önemli avantajı, çoğu durumda kusurlarının bulunmaması veya kusurlarının çok düşük olmasıdır. Bu durum, tazminat taleplerinin daha hızlı ve daha güçlü şekilde ileri sürülebilmesini sağlar.

Yaralanan üçüncü şahıslar; tedavi masrafları, geçici iş göremezlik, kalıcı sakatlık, gelir kaybı ve bakıcı giderleri gibi maddi zararlarını talep edebilirler. Bunun yanı sıra, yaşanan fiziksel acı ve psikolojik travma nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunma hakları da vardır. Özellikle uzun süreli tedavi gerektiren yaralanmalarda veya kalıcı sakatlık hallerinde, üçüncü şahısların tazminat talepleri ciddi boyutlara ulaşabilir. Bu hakların tam anlamıyla kullanılabilmesi için, sağlık kurulu raporları, kusur tespit tutanakları ve gelir belgelerinin eksiksiz şekilde dosyaya sunulması büyük önem taşır.