Anlaşmalı boşanma protokolünde çocukla görüşme günleri, velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin çocukla hangi günlerde, saatlerde ve koşullarda kişisel ilişki kuracağını gösterecek şekilde belirlenir. Protokolde hafta sonları, resmî tatiller, dinî bayramlar ve okul tatillerine ilişkin düzenlemeler açıkça yazılmalıdır. Ayrıca çocuğun teslim alınacağı ve geri bırakılacağı zamanlar belirtilmelidir. Ancak eşlerin görüşme takvimi üzerinde anlaşması tek başına yeterli değildir. Hâkimin düzenlemeyi çocuğun üstün yararına uygun bulması gerekir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesine göre anlaşmalı boşanmada eşlerin ortak çocukların durumu üzerinde anlaşmaları zorunludur. Aynı Kanun’un 182 ve 323. maddeleri, velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurmasına ilişkin esasları düzenlemektedir. Bu kapsamda hazırlanan görüşme takvimi, yalnızca ebeveynlerin tercihlerini değil, çocuğun yaşını, eğitimini, sağlık durumunu ve günlük yaşam düzenini de dikkate almalıdır.

Çocukla Kişisel İlişki Takvimi Protokolde Hangi Ayrıntıları İçermelidir?
Anlaşmalı boşanma protokolünde çocukla kişisel ilişki takvimi; görüşmenin hangi günlerde yapılacağını, başlangıç ve bitiş saatlerini, çocuğun nereden teslim alınacağını ve ne zaman geri bırakılacağını açıkça içermelidir. Birden fazla ortak çocuk bulunması durumunda her çocuk için uygulanacak düzenleme belirlenmelidir. Özellikle görüşme sürelerinin belirsiz bırakılması, boşanma kararından sonra taraflar arasında uyuşmazlık yaşanmasına neden olabilir.
Görüşme günlerinin somut olarak belirlenmesi önemlidir. Örneğin çocuğun her ayın birinci ve üçüncü hafta sonunda cumartesi saat 10.00’dan pazar saat 18.00’e kadar diğer ebeveyniyle kalacağı kararlaştırılabilir. Bu yalnızca örnek bir düzenlemedir. Görüşmenin yatılı olup olmayacağı, süresi ve sıklığı çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir. Protokolde yalnızca “Taraflar uygun zamanlarda görüşecektir.” şeklinde bir ifadeye yer verilmesi, kararın uygulanmasında belirsizlik yaratabilir.
Çocuğun teslim alınacağı ve bırakılacağı yerin belirlenmesi de önemlidir. Özellikle ebeveynlerin farklı şehirlerde yaşaması durumunda ulaşımın nasıl sağlanacağı ve teslim işlemlerinin kim tarafından gerçekleştirileceği açıklanabilir. Bunun yanında telefon veya görüntülü görüşme yapılmasına ilişkin uygun zamanlar da düzenlenebilir. Ancak bu hükümler, çocuğun günlük yaşamını ve eğitimini olumsuz etkilemeyecek şekilde hazırlanmalıdır.
Hafta Sonları, Resmî Tatiller ve Yaz Tatili Nasıl Düzenlenebilir?
Anlaşmalı boşanma protokolünde hafta sonları, resmî tatiller ve yaz tatili için ayrı görüşme dönemleri belirlenebilir. Ebeveynler, çocuğun hangi hafta sonlarında diğer ebeveyniyle görüşeceğini, bayram günlerinin nasıl paylaşılacağını ve yaz tatilinin hangi bölümünde birlikte zaman geçirileceğini kararlaştırabilir. Ancak bu düzenlemelerin çocuğun üstün yararına uygun olması ve hâkim tarafından onaylanması gerekir.
Hafta sonu görüşmeleri, çocuğun okul düzeni ve ebeveynlerin yaşam koşulları dikkate alınarak planlanabilir. Örneğin ayın belirli hafta sonlarında yatılı görüşme yapılması veya görüşmenin yalnızca gündüz saatleriyle sınırlandırılması kararlaştırılabilir. Görüşme sıklığının ve süresinin belirlenmesinde çocuğun yaşı, ebeveynlerle ilişkisi ve bakım ihtiyaçları önem taşır.
Resmî tatiller ve dinî bayramlar için dönüşümlü bir takvim oluşturulabilir. Örneğin Ramazan Bayramı’nın belirli günlerinin bir ebeveynle, Kurban Bayramı’nın belirli günlerinin diğer ebeveynle geçirilmesi veya bayramların yıllara göre dönüşümlü paylaşılması öngörülebilir. Bayram görüşmelerinin olağan hafta sonu takvimiyle çakışması durumunda hangi düzenlemenin öncelikli uygulanacağı da belirtilmelidir. Böylece aynı tarihler için birbiriyle çelişen görüşme hükümleri oluşması önlenebilir.
Yaz tatilinde ise çocuğun belirli bir süre diğer ebeveyniyle kesintisiz kalması kararlaştırılabilir. Bu sürenin başlangıç ve bitiş tarihleri açıkça gösterilmeli, okulun açılış tarihi ve çocuğun diğer faaliyetleri dikkate alınmalıdır. Yarıyıl ve ara tatiller için de ayrı düzenleme yapılabilir. Ancak her çocuk için geçerli sabit bir tatil paylaşım süresi bulunmadığından takvim, somut koşullara göre oluşturulmalıdır.

Çocuğun Yaşı ve Okul Düzeni Görüşme Takvimini Nasıl Etkiler?
Çocuğun yaşı ve okul düzeni, görüşme takviminin sıklığını, süresini ve yatılı görüşme yapılıp yapılmayacağını etkiler. Küçük yaştaki çocukların bakım ve uyku ihtiyaçları ile okul çağındaki çocukların ders saatleri ve sosyal faaliyetleri farklı olduğundan aynı görüşme düzeninin her yaş grubuna uygulanması uygun olmayabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi gereğince kişisel ilişki düzenlenirken özellikle çocuğun sağlık, eğitim ve gelişim bakımından yararı gözetilir.
Küçük yaştaki çocuklarda bakım ihtiyaçları, ebeveynlerle kurulan bağ ve mevcut günlük düzen önem taşır. Özellikle çok küçük çocuklarda kısa süreli ancak düzenli görüşmeler tercih edilebilir. Yatılı görüşme konusunda ise çocuğun gelişim düzeyi, bakım koşulları ve ebeveynlerle ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir. Belirli bir yaşın altındaki bütün çocuklar için yatılı görüşmenin yasak olduğu şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Okul çağındaki çocuklarda görüşme günlerinin ders saatleriyle, sınavlarla ve eğitim faaliyetleriyle uyumlu olması gerekir. Görüşmelerin sürekli olarak okul devamsızlığına veya eğitim düzeninin bozulmasına neden olmaması önemlidir. Çocuğun sağlık ihtiyaçları, özel eğitim programları ve sosyal gelişimi de değerlendirmeye alınabilir.
Görüşünü açıklayabilecek olgunluktaki çocuğun düşüncelerinin alınması da önemlidir. Ancak çocuğun tercihi tek başına belirleyici değildir. Hâkim, çocuğun görüşünü diğer koşullarla birlikte değerlendirerek üstün yararına uygun bir düzenleme oluşturur. Çocuğun büyümesi ve ihtiyaçlarının değişmesi, ilerleyen dönemde mevcut görüşme takviminin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Görüşme Takvimi Uygulanmazsa veya Koşullar Değişirse Ne Yapılabilir?
Anlaşmalı boşanma protokolünde belirlenen ve mahkeme kararına yansıyan görüşme takvimi uygulanmazsa, çocukla kişisel ilişki kararının yerine getirilmesi için ilgili adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurulabilir. Çocuğun yaşı, yaşam koşulları veya ebeveynlerin durumunda önemli değişiklikler meydana gelmişse aile mahkemesinden kişisel ilişki düzenlemesinin değiştirilmesi de talep edilebilir. Bu iki yol, farklı hukuki ihtiyaçlara yöneliktir.
Görüşme kararına uyulmaması durumunda, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/A ve devamı maddeleri kapsamında işlem yapılabilir. Güncel uygulamada çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararları, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından çocuk görüşme merkezlerinde yerine getirilmektedir. İlgili müdürlüğe başvurulması ve gerekli usul işlemlerinin tamamlanması sonrasında, mahkeme kararına aykırılığın devam etmesi hâlinde kanunda öngörülen yaptırımlar gündeme gelebilir.
Görüşme koşullarının değişmesi hâlinde ise Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesi çerçevesinde yeniden düzenleme istenebilir. Örneğin ebeveynlerden birinin başka bir şehre taşınması, çocuğun eğitim düzeninin değişmesi veya mevcut takvimin çocuğun gelişimini olumsuz etkilemesi, görüşme günlerinin yeniden belirlenmesini gerektirebilir. Ancak ebeveynlerden birinin mevcut takvimden memnun olmaması, tek başına mahkeme kararının değiştirilmesi için yeterli değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesi uyarınca ebeveynler, diğer ebeveynin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki kararının gereğinin yerine getirilmemesi, çocuğun menfaatine aykırı olmamak koşuluyla velayetin değiştirilmesi bakımından da değerlendirilebilir. Bu nedenle görüşme takvimine ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararının içeriği, yaşanan sorunların niteliği ve çocuğun üstün yararı birlikte incelenerek uygun hukuki yol belirlenmelidir.
Neden Arın Hukuk?
Özel Değerlendirme
Her dosya kendi koşullarına göre ele alınır.
Açık İletişim
Süreç boyunca anlaşılır bilgilendirme yapılır.
Planlı Hukuki Yaklaşım
Hukuki süreçler somut koşullara göre planlanır.