Anlaşmalı boşanmada çocuğun velayeti, anne ve babanın üzerinde anlaştığı velayet düzenlemesinin açıkça belirtildiği bir maddeyle boşanma protokolüne yazılır. Bu maddede çocuğun kimlik bilgileri, velayetin hangi ebeveyne bırakılacağı ve çocuğun bakımına ilişkin temel hususlar belirlenmelidir. Ayrıca velayet düzenlemesi, diğer ebeveynle kurulacak kişisel ilişki ve iştirak nafakası hükümleriyle uyumlu olmalıdır. Ancak tarafların anlaşması tek başına yeterli değildir. Hâkimin düzenlemeyi çocuğun üstün yararına uygun bulması gerekir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesine göre anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için eşlerin boşanmanın mali sonuçları ve ortak çocukların durumu üzerinde anlaşmaları zorunludur. Velayet, bu anlaşmanın en önemli unsurlarından biridir. Çocuğun kimin yanında yaşayacağı, diğer ebeveyniyle ilişkisini nasıl sürdüreceği ve bakım giderlerinin nasıl karşılanacağı, boşanma sonrasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları önleyecek açıklıkta düzenlenmelidir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Velayetin Kime Bırakılacağı Nasıl Belirtilir?
Anlaşmalı boşanma protokolünde velayetin kime bırakılacağı, ortak çocuğun adı, soyadı ve doğum tarihi belirtilerek açıkça yazılmalıdır. Çocuğun velayetinin anneye veya babaya bırakıldığı tereddüde yer vermeyecek şekilde ifade edilmelidir. Birden fazla ortak çocuk bulunması durumunda ise her çocuk bakımından velayet düzenlemesinin ayrı ayrı belirtilmesi uygun olur.
Velayetin anneye ya da babaya bırakılması konusunda kanunen önceden belirlenmiş bir üstünlük bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesi, boşanma hâlinde velayetin çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olacağını düzenlemektedir. Dolayısıyla protokol hazırlanırken öncelikle çocuğun hangi ebeveynin yanında yaşamasının gelişimi ve ihtiyaçları bakımından daha uygun olduğu değerlendirilmelidir.
Velayet maddesinde yalnızca ebeveynlerin anlaşmış olması yeterli değildir. Çocuğun günlük bakımının, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının hangi koşullarda karşılanacağı da önemlidir. Bununla birlikte velayet hakkının kapsamını belirsizleştiren veya ebeveynlerin yükümlülükleriyle çelişen ifadelerden kaçınılmalıdır. Ortak velayet öngörülüyorsa bu düzenlemenin de çocuğun üstün yararı ve somut koşullar bakımından hâkim tarafından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Protokolde velayetin kime bırakılacağı açıkça belirtilmediğinde veya taraflar duruşmada farklı beyanlarda bulunduğunda anlaşmalı boşanma şartları sağlanmayabilir. Bu nedenle protokoldeki düzenlemenin tarafların gerçek iradesini yansıtması ve mahkeme huzurunda kabul edilmesi önemlidir.

Hâkim Velayet Konusunda Çocuğun Üstün Yararını Nasıl Değerlendirir?
Hâkim, anlaşmalı boşanmada velayet düzenlemesini değerlendirirken çocuğun fiziksel, ruhsal, sosyal ve eğitimsel gelişimini esas alır. Ebeveynlerin velayet konusunda anlaşmış olması, bu düzenlemenin doğrudan kabul edileceği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 ve 182. maddeleri gereğince hâkim, çocuğun menfaatlerini gözeterek protokolü incelemek ve uygun bulmadığı hükümler hakkında değişiklik önermek yetkisine sahiptir.
Çocuğun üstün yararının belirlenmesinde yaşı, sağlık durumu, bakım ihtiyaçları, mevcut yaşam düzeni ve ebeveynleriyle kurduğu ilişkiler dikkate alınır. Özellikle çocuğun alıştığı çevrenin korunması, eğitim hayatının devamlılığı ve güvenli bir ortamda yetişmesi önemlidir. Anne veya babanın ekonomik koşullarının daha iyi olması ise tek başına velayetin o ebeveyne bırakılması için yeterli değildir.
Görüşünü açıklayabilecek olgunluktaki çocuğun düşüncesinin alınması da velayet değerlendirmesinin bir parçasıdır. Yargıtay uygulamasında, yeterli idrak düzeyine sahip çocukların görüşlerinin alınması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak çocuğun tercihi hâkimi mutlak biçimde bağlamaz. Gerekli durumlarda uzman incelemesi yapılarak çocuğun hangi ebeveynin yanında yaşamasının gelişimi açısından daha uygun olduğu araştırılabilir.
Hâkim, protokoldeki velayet düzenlemesini çocuğun yararına uygun bulmazsa taraflara değişiklik önerebilir. Önerilen değişikliklerin her iki eş tarafından kabul edilmesi hâlinde anlaşmalı boşanmaya karar verilebilir. Tarafların değişikliği kabul etmemesi durumunda ise velayet konusunda gerekli anlaşma sağlanamadığından anlaşmalı boşanma kararı verilemez.
Velayet Düzenlemesi ile Nafaka ve Kişisel İlişki Maddeleri Nasıl Uyumlu Olmalıdır?
Anlaşmalı boşanma protokolünde velayet, iştirak nafakası ve kişisel ilişki hükümleri birbiriyle uyumlu olacak şekilde düzenlenmelidir. Velayetin hangi ebeveyne bırakıldığı belirtilirken diğer ebeveynin çocukla hangi günlerde görüşeceği, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine nasıl katılacağı da açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu düzenlemeler arasında çelişki bulunması, boşanma sonrasında uygulama sorunlarına yol açabilir.
Kişisel ilişki maddesinde, velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin çocukla görüşeceği günler ve saatler mümkün olduğunca belirli olmalıdır. Hafta sonları, yarıyıl ve yaz tatilleri ile dinî bayramlarda kurulacak kişisel ilişkinin kapsamı düzenlenebilir. Ayrıca çocuğun teslim alınacağı ve geri bırakılacağı zamanların açıklanması, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların önlenmesine yardımcı olur.

İştirak nafakası ise çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenir. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi uyarınca velayeti kendisine verilmeyen ebeveyn, ekonomik gücü oranında bu giderlere katılmakla yükümlüdür. Protokolde nafakanın miktarı, ödeme tarihi ve varsa yıllık artış koşulu açıkça gösterilmelidir. Çocuğun özel eğitim veya sağlık giderlerine ilişkin farklı bir ödeme düzenlemesi yapılmışsa bunun aylık nafakayla ilişkisi de belirtilmelidir.
Anne ve babanın iştirak nafakası ödenmemesi konusunda anlaşması, çocuğun nafaka hakkını kesin olarak ortadan kaldırmaz. Hâkim, çocuğun ihtiyaçlarını ve tarafların ekonomik durumlarını dikkate alarak bu düzenlemeyi değerlendirebilir. Benzer şekilde kişisel ilişki hakkı ile nafaka ödeme yükümlülüğü birbirine bağlı şartlar hâline getirilmemelidir. Nafakanın ödenmemesi, diğer ebeveynin çocukla görüşmesinin kendiliğinden engellenmesine gerekçe oluşturmaz.
Taraflar Sonradan Velayet Konusunda Uyuşmazlığa Düşerse Hangi Hukuki Yollar Vardır?
Anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinden sonra velayet konusunda uyuşmazlık çıkması hâlinde, koşulların değişmesine bağlı olarak aile mahkemesinde velayetin değiştirilmesi davası açılabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesi, yeni durumların gerekli kılması hâlinde velayete ilişkin önlemlerin yeniden değerlendirilmesine imkân tanır. Ancak taraflardan birinin önceki anlaşmadan vazgeçmesi, tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli değildir.
Velayetin değiştirilmesi davasında çocuğun mevcut yaşam koşullarında meydana gelen değişiklikler ve bu değişikliklerin çocuğun gelişimine etkisi incelenir. Velayet sahibi ebeveynin bakım yükümlülüklerini yerine getirmemesi, çocuğun ihmal edilmesi veya yaşam koşullarının çocuğun yararını olumsuz etkilemesi gibi durumlar değerlendirmeye alınabilir. Bununla birlikte ebeveynin yeniden evlenmesi veya başka bir şehre taşınması, tek başına velayetin değiştirilmesini zorunlu kılmaz.
Uyuşmazlık yalnızca diğer ebeveynle görüşme günleri veya görüşmenin uygulanması konusunda ortaya çıkmışsa kişisel ilişki düzenlemesinin değiştirilmesi de talep edilebilir. Mahkeme kararına rağmen çocukla kişisel ilişkinin kurulması engelleniyorsa, çocukla kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesine ilişkin yasal usullere başvurulabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 182 ve 324. maddeleri uyarınca kişisel ilişki yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi, çocuğun menfaatine aykırı olmamak koşuluyla velayetin değiştirilmesi bakımından da değerlendirilebilir.
Velayete ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme, gerektiğinde tarafların yaşam koşullarını araştırabilir, sosyal inceleme raporu alabilir ve çocuğun görüşüne başvurabilir. Bu nedenle velayetin değiştirilmesini isteyen ebeveynin iddialarını somut bilgi ve belgelerle desteklemesi önemlidir. Anlaşmalı boşanma protokolünün daha önce onaylanmış olması, çocuğun üstün yararının gerektirdiği durumlarda velayet düzenlemesinin yeniden incelenmesine engel değildir.
Neden Arın Hukuk?
Özel Değerlendirme
Her dosya kendi koşullarına göre ele alınır.
Açık İletişim
Süreç boyunca anlaşılır bilgilendirme yapılır.
Planlı Hukuki Yaklaşım
Hukuki süreçler somut koşullara göre planlanır.