Sözleşmeler hukuku, taraflar arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulan sözleşmelerin hazırlanmasını, yorumlanmasını, ifa edilmesini ve ihlal halinde doğacak hukuki sonuçları düzenleyen hukuk dalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu bu alanın temel yasal kaynaklarını oluşturur. Satış sözleşmesinden kira sözleşmesine, eser sözleşmesinden franchise sözleşmesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan bu alan, ticari hayatın ve bireysel ilişkilerin hukuki altyapısını belirler. İstanbul gibi ticari faaliyetlerin en yoğun olduğu şehirde deneyimli bir İstanbul sözleşmeler hukuku avukatı ile çalışmak, sözleşmelerden doğabilecek hak kayıplarını ve uyuşmazlıkları önlemenin en etkili yoludur.
Sözleşmeler hukuku yalnızca uyuşmazlık çözümü ile sınırlı kalmayıp sözleşmelerin hazırlanması, müzakere edilmesi, incelenmesi ve revize edilmesi gibi önleyici hukuki hizmetleri de kapsar. Doğru hazırlanmamış bir sözleşme, tarafları büyük maddi kayıplara ve uzun yargılama süreçlerine maruz bırakabilir. Ticari uyuşmazlıkların büyük çoğunluğunun sözleşmelerdeki eksikliklerden veya yanlış yorumlamalardan kaynaklandığı göz önünde bulundurulduğunda, sözleşme sürecinin başından itibaren hukuki destek alınmasının önemi açıkça ortaya çıkar.
Sözleşmeler Hukuku Nedir?
Sözleşmeler hukuku, borçlar hukukunun en temel alanlarından biri olup iki veya daha fazla kişi arasında karşılıklı irade beyanlarıyla kurulan hukuki ilişkileri düzenler. Türk hukukunda sözleşme serbestisi ilkesi geçerlidir ve taraflar kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmamak kaydıyla diledikleri konuda, diledikleri kişiyle ve diledikleri içerikte sözleşme yapma özgürlüğüne sahiptir.
Sözleşmeler hukukunun temel kaynağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’dur. TBK genel hükümlerde sözleşmenin kurulması, geçerlilik şartları, ifa, borçlunun temerrüdü ve borca aykırılık gibi konuları düzenlerken, özel hükümlerde satış, kira, eser, hizmet, vekalet, kefalet, bağışlama gibi isimli sözleşme türlerini ayrı ayrı ele alır. Bunun yanında Türk Ticaret Kanunu ticari sözleşmelere, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun tüketici sözleşmelerine, İş Kanunu iş sözleşmelerine ilişkin özel hükümler içerir.
Sözleşme Türleri Nelerdir?
Türk Borçlar Kanunu çok sayıda sözleşme türünü ayrı ayrı düzenlemekle birlikte, sözleşme serbestisi ilkesi gereği kanunda düzenlenmemiş (atipik) sözleşmeler de yapılabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan sözleşme türleri şöyledir:
- Satış sözleşmesi: Satıcının malın mülkiyetini devretmeyi, alıcının bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Taşınır ve taşınmaz satışı olarak ikiye ayrılır; taşınmaz satışı resmi şekle tabidir.
- Kira sözleşmesi: Kiraya verenin bir şeyin kullanımını kiracıya bırakması, kiracının bedel ödemesini üstlendiği sözleşmedir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı lehine emredici hükümler uygulanır.
- Eser sözleşmesi: Yüklenicinin bir eseri meydana getirmeyi, iş sahibinin bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İnşaat sözleşmeleri bu türün en yaygın örneğidir.
- Hizmet sözleşmesi: Bir tarafın ücret karşılığında hizmet görmeyi üstlendiği sözleşmedir. İş sözleşmeleri de hizmet sözleşmesinin özel bir türüdür.
- Vekalet sözleşmesi: Vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Avukatlık sözleşmeleri bu kategoriye girer.
- Kefalet sözleşmesi: Kefilin borçlunun borcunu ödememesi halinde alacaklıya karşı sorumluluk üstlendiği sözleşmedir. Yazılı şekil şartına tabidir.
Bunların yanı sıra franchise sözleşmesi, bayilik sözleşmesi, distribütörlük sözleşmesi, lisans sözleşmesi, ortaklık sözleşmesi ve joint venture sözleşmesi gibi atipik sözleşmeler de ticari hayatta yaygın olarak kullanılır.
Sözleşmenin Kurulması ve Geçerlilik Şartları
Sözleşmenin kurulması, tarafların esaslı noktalar üzerinde karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanında bulunmalarıyla gerçekleşir. TBK m.1 uyarınca sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade beyanları açık veya örtülü olabilir. Öneri (icap) ve kabul sözleşmenin kurucu unsurlarıdır.
Sözleşmenin geçerli olabilmesi için belirli koşulların sağlanması gerekir. Tarafların fiil ehliyetine sahip olması, irade beyanlarının sağlıklı olması yani hata, hile veya ikrah gibi irade sakatlıklarından arınmış olması, sözleşmenin konusunun hukuka ve ahlaka aykırı olmaması ve konusunun imkansız olmaması temel geçerlilik şartlarıdır. Kanunun belirli sözleşme türleri için öngördüğü şekil şartlarına uyulmaması halinde sözleşme kural olarak kesin hükümsüz sayılır. Taşınmaz satışı, kefalet sözleşmesi ve bağışlama vaadi gibi sözleşmelerde kanun özel şekil şartı aramaktadır.
Sözleşmede Şekil Şartları
Türk hukukunda sözleşmelerin geçerliliği kural olarak herhangi bir şekle bağlı değildir. Sözleşme serbestisi ilkesinin bir yansıması olan şekil serbestisi uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça sözleşmeler sözlü, yazılı veya resmi şekilde yapılabilir. Ancak kanun belirli sözleşme türleri için adi yazılı veya resmi şekil şartı öngörmüştür.
Adi yazılı şekil, tarafların sözleşmeyi yazılı olarak düzenleyip imzalamasını gerektirir. Kefalet sözleşmesi, rekabet yasağı sözleşmesi ve tüketici kredisi sözleşmesi adi yazılı şekle tabi sözleşmelerdendir. Resmi şekil ise sözleşmenin noter huzurunda veya tapu müdürlüğünde düzenlenmesini gerektirir. Taşınmaz satış sözleşmesi, taşınmaz satış vaadi ve ölünceye kadar bakma sözleşmesi resmi şekle tabi sözleşmelerdir. Şekil şartına aykırı olarak yapılan sözleşmeler kesin hükümsüzdür ve taraflar bu sözleşmeye dayanarak hak talep edemez.
Sözleşme İhlali ve Hukuki Sonuçları Nelerdir?
Sözleşme ihlali, taraflardan birinin sözleşmede üstlendiği edimi hiç ifa etmemesi, eksik ifa etmesi veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ortaya çıkar. TBK borca aykırılığın üç temel görünüm biçimini düzenler: ifa etmeme (ifa imkansızlığı), temerrüt (gecikmiş ifa) ve ayıplı ifa. Her bir borca aykırılık halinin hukuki sonuçları birbirinden farklıdır.
İfa imkansızlığında borçlunun sorumlu olduğu nedenlerle borcun ifası imkansızlaşmışsa alacaklı, borcun ifası yerine tazminat talep edebilir. Borçlu temerrüdünde alacaklı, borcun ifasını ve gecikme tazminatını isteyebilir veya borcun ifasından vazgeçerek müspet zararının tazminini talep edebilir. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı uygun süre vererek sözleşmeden dönme hakkını da kullanabilir. Ayıplı ifada ise alacaklı, TBK m.227 uyarınca sözleşmeden dönme, bedel indirimi veya ayıpsız benzeriyle değiştirme haklarından birini kullanabilir.
Sözleşmenin Feshi Nasıl Yapılır?

Sözleşmenin feshi, devam eden bir sözleşme ilişkisinin taraflardan birinin veya her ikisinin iradesiyle sona erdirilmesidir. Fesih hakkı sözleşmede kararlaştırılabileceği gibi kanundan da doğabilir. Sürekli borç ilişkilerinde (kira, hizmet, vekalet) olağan fesih hakkı bildirim sürelerine uyularak kullanılır. Haklı nedenle fesih ise süre ayrımı gözetmeksizin derhal kullanılabilen bir haktır.
Sözleşmeden dönme ise ani edimli sözleşmelerde (satış, eser) borca aykırılık halinde kullanılan ve sözleşmeyi baştan itibaren ortadan kaldıran bir haktır. Dönme halinde taraflar aldıklarını karşılıklı olarak iade eder. Fesih ve dönme arasındaki temel fark, feshin ileriye etkili, dönmenin geriye etkili sonuç doğurmasıdır. Her iki durumda da fesih veya dönme beyanının yazılı yapılması ve karşı tarafa ulaştırılması ispat kolaylığı açısından önem taşır. İstanbul sözleşmeler hukuku avukatı desteğiyle fesih sürecinin hukuka uygun yürütülmesi, ileride doğabilecek tazminat taleplerinin önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Cezai Şart Nedir?
Cezai şart, sözleşmede kararlaştırılan ve borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi veya belirli bir zamanda ifa edilmemesi halinde borçlunun alacaklıya ödemeyi taahhüt ettiği tutardır. TBK m.179-182 cezai şartı düzenler. Cezai şart, sözleşmeye bağlılığı güçlendirici ve borca aykırılığın yaptırımını önceden belirleyici bir işlev görür.
Cezai şart üç türde kararlaştırılabilir: seçimlik cezai şart (alacaklı ceza veya ifa arasında seçim yapar), ifaya eklenen cezai şart (alacaklı hem ifayı hem cezayı talep eder) ve dönme cezası (sözleşmeden dönme hakkının karşılığı olarak ödenir). Hakim, aşırı bulunan cezai şartı tenkis edebilir. Kefalet sözleşmelerinde cezai şartın kefilin sorumluluğuna dahil olup olmadığı ayrıca değerlendirilir. Cezai şart miktarının gerçekçi belirlenmesi ve sözleşmedeki ifadesinin açık olması, uyuşmazlık halinde tarafların haklarının korunması açısından belirleyicidir.
İrade Sakatlıkları Nelerdir?
İrade sakatlıkları, sözleşmenin taraflarından birinin iradesinin sağlıklı oluşmaması nedeniyle sözleşmenin iptal edilebilir hale gelmesidir. TBK üç tür irade sakatlığı düzenler: yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah). İrade sakatlığına uğrayan taraf, durumu öğrenmesinden itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını karşı tarafa bildirerek sözleşmeyi iptal edebilir.
Yanılma, tarafın sözleşmenin esaslı unsurlarında gerçeğe aykırı bir tasavvur içinde olmasıdır. Esaslı yanılma halinde sözleşme iptal edilebilir. Aldatma, bir tarafın kasıtlı olarak karşı tarafı yanıltması ve sözleşme yapmaya yönlendirmesidir. Korkutma ise bir tarafın kendisine veya yakınlarına yönelik ciddi bir tehdit altında sözleşme yapmasıdır. Hile ve ikrah hallerinde yanılmadan farklı olarak karşı tarafın kusuru açıkça mevcuttur ve iptal hakkının yanı sıra tazminat talebi de gündeme gelir.
Sözleşmelerden Doğan Uyuşmazlıklarda Çözüm Yolları
Sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözümünde birden fazla yol bulunmaktadır. Müzakere, tarafların karşılıklı görüşerek anlaşmaya varmasıdır ve en hızlı çözüm yoludur. Arabuluculuk, tarafsız üçüncü kişinin yardımıyla uzlaşma sağlanmasını amaçlar. Ticari davalarda dava şartı arabuluculuk zorunlu olup, arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde dava usulden reddedilir.
Tahkim, tarafların uyuşmazlığın çözümünü özel hakem heyetine bırakması anlamına gelir. Sözleşmede tahkim şartı bulunuyorsa taraflar devlet mahkemesi yerine hakem heyetine başvurur. Tahkim kararları kesindir ve icra edilebilir. Dava yolu ise uyuşmazlığın mahkeme aracılığıyla çözülmesidir. Sözleşmeden doğan ticari uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi, ticari olmayan sözleşme uyuşmazlıklarında ise asliye hukuk mahkemesi görevlidir. İstanbul sözleşmeler hukuku avukatı desteğiyle uyuşmazlığın niteliğine göre en uygun çözüm yolunun belirlenmesi, sürecin hızlı ve etkin sonuçlanmasını sağlar.
Sözleşme Hukukundaki Başlıca Dava Türleri Nelerdir?
Sözleşmeler hukuku kapsamında birçok farklı dava türü bulunmaktadır. Her dava türünün görevli mahkemesi, zamanaşımı süresi ve ispat koşulları farklılık gösterir.
| Dava Türü | Konu |
| Sözleşme İhlali Tazminat Davası | Sözleşmenin ihlali nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini |
| Alacak Davası | Sözleşmeden doğan para borcunun ödenmemesi halinde alacağın tahsili |
| Sözleşmenin İptali Davası | İrade sakatlığı veya hukuka aykırılık nedeniyle sözleşmenin geçersiz kılınması |
| Sözleşmenin Feshi ve Tazminat Davası | Sözleşmenin haksız feshinden doğan zararların tazmini |
| Cezai Şart Alacağı Davası | Sözleşmedeki cezai şart hükmüne dayanarak ceza tutarının tahsili |
| Tapu İptal ve Tescil Davası | Taşınmaz satış sözleşmesine dayanan mülkiyet uyuşmazlıkları |
| Ayıplı İfa Tazminat Davası | Teslim edilen mal veya hizmetin sözleşmeye uygun olmamasından doğan talepler |
| Kira Uyuşmazlığı Davaları | Kira bedeli tespiti, tahliye, kira alacağı ve depozito iadesi davaları |
| Eser Sözleşmesi Uyuşmazlığı | İnşaat ve eser sözleşmelerinden doğan ayıp, gecikme ve tazminat talepleri |
| Haksız Fesih Tazminat Davası | Bayilik, distribütörlük ve franchise sözleşmelerinin haksız feshinden doğan tazminat |
Bu dava türlerinin çoğu asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesinde görülür. Ticari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda dava öncesi zorunlu arabuluculuk başvurusu gereklidir. Sözleşmeden doğan genel zamanaşımı süresi TBK m.146 uyarınca on yıldır.
Sözleşme Davalarında Zamanaşımı Süreleri

Sözleşmelerden doğan alacaklarda genel zamanaşımı süresi TBK m.146 uyarınca on yıldır. Ancak kanun belirli alacak türleri için daha kısa zamanaşımı süreleri öngörmüştür. Kira bedeli, faiz ve düzenli aralıklarla ödenen alacaklarda zamanaşımı süresi beş yıldır. Eser sözleşmesinde ayıp nedeniyle açılacak davalarda zamanaşımı taşınırlar için iki yıl, taşınmazlar için beş yıl, ağır kusur halinde ise yirmi yıldır.
Satış sözleşmesinde ayıp nedeniyle açılacak davalarda zamanaşımı taşınırlarda iki yıl, taşınmazlarda beş yıldır. Vekalet sözleşmesinden doğan taleplerde genel on yıllık zamanaşımı uygulanır. Haksız fiilden doğan taleplerde ise zamanaşımı zararı ve faili öğrenmeden itibaren iki yıl, her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır. Zamanaşımı süresinin dolması alacak hakkını ortadan kaldırmaz ancak borçluya ödeme yapmaktan kaçınma hakkı tanır.
İstanbul Sözleşmeler Hukuku Avukatı
İstanbul, Türkiye’nin en büyük ticaret merkezidir ve sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların en yoğun yaşandığı şehirdir. Asliye ticaret mahkemeleri, asliye hukuk mahkemeleri ve sulh hukuk mahkemelerindeki dava yoğunluğu, sözleşme süreçlerinin profesyonel şekilde yönetilmesini zorunlu kılmaktadır. İstanbul sözleşmeler hukuku avukatı olarak Arın Hukuk, sözleşmelerin hazırlanması, incelenmesi, müzakere edilmesi, sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların arabuluculuk veya dava yoluyla çözümü ve tazminat taleplerinin takibi konularında müvekkillerine kapsamlı hukuki destek sunmaktadır.
Arın Hukuk ve Danışmanlık Ofisi Kadıköy merkezli olarak sözleşmeler hukuku alanında bireysel ve kurumsal müvekkillere profesyonel avukatlık hizmeti vermektedir. Ticari sözleşmelerin hazırlanması, kira sözleşmesi uyuşmazlıklarının çözümü, eser sözleşmesi davalarının takibi, franchise ve bayilik sözleşmelerinden doğan ihtilafların yönetimi ve sözleşme ihlali tazminat davalarında sonuç odaklı çalışma prensibiyle hareket eden büromuz, her dosyayı kendine özgü koşulları içinde değerlendirerek müvekkillerine özel hukuki strateji geliştirir.
Sözleşmeler Hukuku Avukatı Neden Gereklidir?
Sözleşmeler, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen temel belgelerdir ve hatalı hazırlanmaları ciddi maddi kayıplara yol açabilir. Sözleşmede belirsiz ifadeler, eksik hükümler veya kanuna aykırı maddeler bulunması, uyuşmazlık halinde tarafların aleyhine sonuçlar doğurur. Sözleşme avukatı, sözleşmenin hazırlanma aşamasından itibaren müvekkilin menfaatlerini koruyacak hükümler oluşturarak olası riskleri en aza indirir.
Sözleşme avukatı, mevcut sözleşmeleri inceleyerek hukuki risk analizi yapar, müzakere sürecinde müvekkilini temsil eder, sözleşme ihlali halinde tazminat taleplerini ve dava sürecini yürütür. Cezai şart hesaplaması, fesih prosedürlerinin hukuka uygun yönetilmesi, irade sakatlığına dayalı iptal davaları ve arabuluculuk süreçlerinin takibi gibi teknik konularda uzman hukuki destek, sözleşme ilişkilerinin güvenli ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesinin temel koşuludur.
Sıkça Sorulan Sorular
Sözleşme mutlaka yazılı mı olmalıdır?
Hayır. Türk hukukunda kural olarak şekil serbestisi geçerlidir ve sözleşmeler sözlü olarak da kurulabilir. Ancak kanunun belirli sözleşme türleri için yazılı veya resmi şekil şartı öngördüğü hallerde bu şekle uyulması zorunludur. İspat kolaylığı açısından sözleşmelerin yazılı yapılması önerilir.
Sözleşme ihlali halinde ne yapılmalıdır?
Karşı tarafa borca aykırılığın giderilmesi için uygun süre verilmeli, süre sonunda ifa edilmezse sözleşmeden dönme, tazminat talebi veya cezai şart alacağı gibi haklardan biri kullanılmalıdır. Ticari sözleşmelerde dava açmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunludur.
Sözleşmeden doğan davalarda zamanaşımı süresi ne kadardır?
Genel zamanaşımı süresi on yıldır. Kira bedeli, faiz ve düzenli ödemeler için beş yıl, satış ve eser sözleşmelerinde ayıp nedeniyle açılacak davalarda taşınırlarda iki yıl, taşınmazlarda beş yıl uygulanır.
Cezai şart miktarı sınırsız mı belirlenebilir?
Taraflar cezai şart miktarını serbestçe kararlaştırabilir, ancak hakim aşırı bulduğu cezai şartı tenkis etme yetkisine sahiptir. Cezai şartın gerçekçi ve orantılı belirlenmesi uyuşmazlık riskini azaltır.